gökçe's profilegökçe adlı kullanıcının ...PhotosBlogListsMore Tools Help

Blog


    January 04

    hepimizinn

    HİKAYEMİZ

    Bir güneşti gördüğüm dağlar ardında
    Uzanıp gittiğim yollar ateşti sanki
    Tuttuğum ellerde dostluk saklı bağrımda
    Yürüyüp gittiğim yollar ateşti sanki
    Bir volkandı içimizde coşan nehirler
    Coştukça umutlar hep taşardı sanki

    Ne oldu bize güneşe neden doğmuyor
    Uzun uzak gecelerde sabah olmuyor

    İşte bizim hikayemiz hep böyle gider
    Umutlar hep gecelerde yol olur gider
    İşte bizim hikayemiz burada biter
    Aydınlıklar karanlıkta yol olur gider
    İşte bizim hikayemiz burada biter
    Umutlar hep gecelerde yol olur gider...rosalim0tv1ts2cw2bcyt8kzk4

    özlememişsin sen

    kalpcik8vy5wo

    Sensin sadece değer verdiğim sevdiğim
    Sensin sadece canım dedigim beğendiğim
    Sensin sadece hasret çektiğim özlediğim
    Sensin bi' tanem sensin tek aşkım sensin

    Gel bul beni, sar beni aşkım doyasıya
    Gel bul beni, öp beni aşkım doyasıya
    Yaşayamıyorum ellerinsiz
    Nerde o eski günler
    Gezerdik el ele göz göze
    Bak gözlerime yeniden
    Aşkım olmuyor sensiz yaşanmıyor
    Baktığım her yerde masum gülüşün
    Seni seviyorum deyişin kulaklarımda çınlıyor

    Hiç kimse senin gibi olmuyor
    Hiç kimse gözlerime bakıp, her şeyimsin demiyor
    Olmuyor aşkım olmuyor, ellerini tutmadan
    Gözlerine bakmadan bu kalp boşuna atıyor

    Mavişim derdin, canım derdin
    Sensiz yaşamak haram derdin
    Bi' tanem derdin, tek sen varsın derdin
    Sen yoksa ben de yokum derdin!
    Şimdi var mısın yok musun bilemiyorum
    Sensiz yaşamayı istemiyorum

    Haklısın, düşündükçe deliriyorum
    Aramızdaki dağların uçurumundan nefret ediyorum
    Sensizlikten, beni benden alan sesinden
    O masum yüzünden, o tatlı gülüşünden
    Marum kalmaktan nefret ediyorum

    Bakıyorum etrafıma, herkesin aşkı var!
    Benim ellerim bomboş
    Ben aşkı değil mantığı seçtim
    Mantık için kalbimi kor ateşe ittim

    Eğer doğarken deselerdi;
    "Ayrımcılık yüzünden aşkını terk edeceksin"
    Ben hayatı terk ederdim, aşkımı değil!

    Ben bir senin bir de sigaranın tiryakisiyim
    En büyük desteğim o, tıpkı sen yokken
    Yavaş yavaş ölümü seçmek gibi...

    Yoksun artık, ne gözlerine bakacağım
    Ne ellerini tutacağım, ne bitanem diyeceğim
    Ne de vazgeçilmezimsin diyeceğim
    Sadece unutamam seni diyeceğim

    Ben seni seveceğim, ölene kadar
    Yanımda olmasan da, en büyük
    Unutulmazımsın unutma!

    ::kelebekler:: güzel ve anlamlıı

     

     

    ::kelebekler:: güzel ve anlamlıı
     

    Dört tane kelebek bir gün bir ateş görmüşler... Bunun nasıl bir şey olduğunu öğrenmek istemişler.  Birinci kelebek ateşe biraz yaklaşmış ve üzerinin aydınlandığını görmüş. Arkadaşlarının yanına gelmiş  ve: –Bu ateş aydınlatıcı bir şey!, demiş..

     İkinci kelebek bununla yetinmeyerek daha fazla şey öğrenmek istemiş. Biraz daha yaklaşmış ve ısındığını hissetmiş.. Demiş ki: –Aynı zamanda bu ateş ısıtıcı bir şey!

     Üçüncü kelebek bununla da yetinmemiş, Biraz daha biraz daha yaklaşmış. Bir anda ateşin kanatlarını yaladığını hissetmiş ve yanmış kanatlarıyla geri dönmüş… Şöyle demiş: –Ve bu ateş yakıcı bir şey!

         Sonuncu kelebek daha da çok şey öğrenmek istiyormuş.   Biraz yaklaşmış, aydınlandığını görmüş. Biraz yaklaşmış, ısındığını hissetmiş. Biraz daha yaklaşmış, ateş kanatlarını kavurmuş. ve biraz daha yaklaştıktan sonra tamamen yanan kelebek “poff !” diye ortadan kayboluvermiş… Ateşin gerçekten ne olduğunu belki bir tek o öğrenmiş ama geri dönüp söyleyememiş…  

    Çünkü o kaybolmuş ateş içinde ve bir şeyi, ancak içinde kaybolan bilebilirmiş!…

    January 01

    ölürmüydün beni sevsen....

    Yaşadığımdan emin değilim.Gittiğinden eminim ama bak,seni özlediğimden eminim.
    on beş yaşında bir hayal kırıklığı olduğumdan hiç şüphem yok mesela.
    Beceriksizliğimden,yalnızlığımdan,bu şehri sevmediğimden,düzensizliğimden,yorgunluğumdan,huysuzluğumdan,baltalarınızdan birine sap olmamışlığımdan hatta olamayacak olmamdan,kırgınlığımdan,bir gün bana ayrılan sürenin sonuna geleceğimden her tavşan kesildiğimde dünyanın dağ olma vaziyetinden filan eminim.
    Örnekleri çoğaltabilirim.Örnekleri çoğaltabileceğimden eminim.

    Birileri namusum üzerine yemin edecek,


    Ölür müydün sanki sevsen beni.


    Günlerdir doğru dürüst uyuyamıyorum.Ellerim parçalanıyor ne zaman yazmayı denesem.Ağzım artık daha bozuk.
    Her tarafta pis bir koku;nefes alamıyorum.
    Çok bekledim seni.Her halimle,her yerimle bekledim.
    Yetkiler verdim kendime;tuttum seni affettim.
    Aramanı bile bekledim bazen.Ağır küfürlerle örtbas ettim sonra aramayışlarını.Bunca zaman aramayışlarını biriktirdim.
    Seni bekledim ben çünkü
    Seni bekledim.
    İçtim..içtim..içtim...
    kustum…
    En çok giderken bıraktığın kelimeleri kustum.Sanat filan dedi bazısı o kelimelere bazısı bunlardan bi bok olmaz dedi.
    Senin önemsediğin kadar önemsemedim ben o kelimeleri,senin danışma gruplarının önemsediği kadar önemsemedim.
    Kustum..kustum..kustum.
    İçtim.

    Ellerimle yaptığım cam evim kırılacak,


    Ölür müydün sanki sevsen beni.


    içimden geç
    içimi sil
    artık özlemek istemiyorum.


    Neye el atsam piç ediyorum.
    Yine de fiyakalı durumlar peşindeyim hep.
    En sert içkileri kaçırıyorum soluk boruma bilerek.Her yıl ilkokula başlıyorum.Her gün yeni bir krallık kurup öldürüyorum kralını gece yarısına doğru.
    Uzatmaya gerek yok;sen olmayınca yapamıyorum.

    Yokluğun gümüş tepside intihar sunacak,


    Ölür müydün sanki sevsen beni…..

    aşık olmadan önce çoook düşün!!!

    ıÜüEvinin seni içine sigdiramayacak kadar dar oldugunu fark edeceksin...

    Sokaga firlayacaksin... Sokaklar da dar gelecek... Tipki vücudunun yüregine

    dar geldigi gibi...

    Ne denizin mavisi açacak içini, ne piril piril gökyüzü...

    Kendini tasiyamayacak kadar çok büyüyecek, bir yandan da kaybolacak kadar

    küçüleceksin...

    Birileri sana bir seyler anlatacak durmadan...

    "Önemli olan saglik."

    "Yasamak güzel."

    "Bos ver, her sey unutulur."

    Sen hiçbirini duymayacaksin...

    Göz yaslarindan etrafi göremez hale geleceksin...

    Ondan ölmesini isteyecek kadar nefret edecek, az sonra kollarinda ölmek

    isteyecek kadar çok seveceksin...

    Hep ondan bahsetmek isteyeceksin...

    "Ölüme çare bulundu" ya da

    "Yarin kiyamet kopacakmis" deseler basini

    kaldirip Ne dedin?" diye sormayacaksin...

    Yalniz kalmak isteyeceksin..

    Hem de kalabaliklarin arasinda kaybolmak...

    Ikisi de yetmeyecek...

    Geçmişi düşüneceksin...

    Neredeyse dakika dakika... Ama kötüleri atlayarak...

    Onunla geçtigin yerlerden geçmek isteyeceksin... Gittigin yerlere gitmek...

    Bu sana hiç iyi gelmeyecek...Ama bile bile yapacaksin...

    Biri sana içindeki aciyi söküp atabilecegini söylese,kaçacaksin...

    Aslinda kurtulmak istedigin halde, o aciyi yasamak için direneceksin...

    Hayatinin geri kalanini onu düsünerek geçirmek isteyeceksin....

    Aksini iddia edenlerden nefret edeceksin...

    Herkesi ona benzetip... Kimseyi onun yerine koyamayacaksin...

    Hiçbir sey oyalamayacak seni...Ilaçlara siginacaksin...

    Birkaç saat kafani bulandiran ama asla onu unutturmayan.

    Sadece bir müddet buzlu camin arkasindan seyrettiren...

    Bütün sarkilar sizin için yazilmis gibi gelecek... Bogazin dügümlenecek,

    dinleyemeyeceksin...

    Uyumak zor, uyanmak kolay olacak...

    Sabahi iple çekeceksin...

    Bazen de "Hiç günes dogmasa" diyeceksin...

    Ne geceler rahatlatacak seni ne gündüzler...

    Ölmeyi isteyip, ölemeyeceksin...

    December 29

    burçlarımızın özellikleri

    diplomatik - agir basli - kararini cabuk degistiren
    - romantik - sosyal - saf/baskalarinin sozune uyan
    - tatli - baris saglayan - gercek bir flirt


    - pratik - azimli - disiplinli
    - sabirli - dikkatli - komik
    - paranoyak

    azimli - duygusal - guclu
    - enteresan - kiskanc - gizemli

    sicak kanli - durust - sadik
    - orijinal - yetenekli - duygusuz
    - tek basina hareket etmeyi sever

    ozgurlugu sever - komik - durust
    - dobra - konuskan - dikkatsiz
    - batil inanclara inanir

    hayal gucu guclu - duygusal - iyi niyetli
    - saf - sempatik - gizemli

    cilgin - enerjetik - gururlu
    - kendine guveni var - dinamik - bencil
    - sabirsiz - egoist

    sabirli - guvenilir - sicak kanli
    - iyi niyetli - azimli - kiskanc
    - sevdigine sahiplenir

    bulundugu ortama ayak uydurur
    - konuskan - dinamik - ruhu daima gencdir
    - korkak - tatli

    bonker - sicak kanli - yetenekli
    - sempatik - sadik - sabirsiz
    - herseye karisir

    duygusal - sicak kanli - konuskan
    - dikkatli - morali cabuk degisen
    - sevdigine sahiplenir - sempatik

    utangac - sadik - pratik
    - zeki - herseyi kafasina takar
    - her zaman herseyin en iyisini ister




    başarının sırları....

    • Belirli zaman aralıklarında belli hedeflere varmaya çalışın. Meselâ elinize aldığınız yüz sayfalık bir kitabu, o gün yatmadan bitirmek gibi.. veya 12 ciltlik temel bir eseri, herbir cildini bir ayda bitirerek bir yılda okumak gibi...
    • Lüzumsuz sohbetlerden kaçının
    • Her gece o günün değerlendirmesini yapın...
    • Meşguliyet değiştirerek dinlenin.. “ Bir işi bitirdiğinde başka bir işe başla ve yorul..” (inşirah.7) ayetindeki ilâhi mesaja kulak verin... gerçek istirahati kabre bırakın..!
    • Batan güneş için ağlamayın.. yeniden doğduğunda ne yapacağınıza karar verin...
    • Denemeden bilemezsiniz..!
    • Hayattaki engeller aşılmak içindir.. takılmak için değil...
    • Bir kapıyı vurmazsanız kapı açılmaz...
    • Şevksiz insan, benzini bitmiş arabaya benzer.. hareket etmeye bile üşenerek canlı cenazeye döner...
    • Başarılı olabilmek için, konunuzla ilgili çalışmaları yakından takip edin..
    • Başarılı insanlarla görüşün.
    • Kafanızı sakin tutun.
    • Derdi hissi hale sokmamalısınız.. unutmayın yiğit düştüğü yerden kalkar.. kendinize acımayın..
    • Problemleri dert etmeyin. Problemi değil, çözümü düşünün.
    • Hiçbir başarı yoktur ki bir çalışmanın ve beklemenin sonucu olmasın.. beklemek önemlidir..
    • Kuvvetle istemelisiniz..
    • Ulaşılabilir bir hedefiniz olmalı..
    • Umudunuzu kaybetmemelisiniz.
    • Bir defa gayretle netice alacağınızı sanmayın. Kale kapısı bir defada açılmaz unutmayın..!
    • Sabırlı ve kararlı olmalısınız
    • Güzel bir ahlak herşeyi olumlu düşünmeye vesiledir.
    • Yeteneklerinizin neler olduğunu keşfetmelisiniz. Her insana farklı kabiliyetler verilmiştir.
    • Hergün yarım gün çalışın..
    • Tedbirli olun ama korkak olmayın. İnsan yönetimini bilin..
    • Düşmanlarınızı düşünerek vakit harcamayın..
    • Doğru, samimi, neşeli ruh halinizi koruyun..
    Kalbiniz nasılsa öyle olursunuz.

    aşkın kuralları

  • Umumi Hükümler
    Madde 1- Herkes aşık olabilir.
    Madde 2- Hiç kimsenin aşkına mani olunamaz.
    Madde 3- İyiyi kötüyü ayıramayan kimse aşık olamaz.
    Madde 4- Aşık sevgilisini kendini sevmeye zorlayamaz.
    Madde 5- Aşık olduğunu iddia eden kimse bunu ispata mecburdur.
    Madde 6- Aşkın karşılıklı olması şart değildir.

  • II- İlan-ı Aşk
    Madde 7- İlan-ı aşk, tek taraflı yönetilmesi gerekli bir irade beyanıdır. Bu ilan bir şekli mahsusa tabi değildir.
    Madde 8- İlan-ı aşk, yazılı şekilde olursa buna 'Aşk Mektubu' denir.
    Madde 9- İmzasız aşk mektupları hiçbir hüküm ifade etmez. Meğer ki muhtevası yazarının hüviyetini sevgiliye haber vere.
    Madde 10- Aşk ilan-ı sarih (belirgin) olabileceği gibi zimni de olabilir.
    Madde 11- Aşk mektubunun yırtılarak mursile(gönderene) iadesi sarih bir red veye yeni bir icaba davet mahiyetindedir.
    Madde 12- Sarih veya zimmen reddedilmemiş bir icaba mahiyetindedir.

  • III- Aşk Birliği
    Madde 13- Tarafların karşılıklı olarak ilan-ı aşk etmeleriyle 'aşk akdi' doğar.
    Madde 14- Birliğin devamı ve sariyeti için sevgililer hüsnüniyetle her çareye başvurabilir.
    Madde 15- Bu maddelerin uygulanmasında A.K'nın 2.madesi kıyasen tatbik edilir.

  • IV- Birliğin Sona Ermesi
    Madde 16- Taraflardan biri, diğerinin aşkını istismar ederse kusursuz taraf, birliği her zaman ve tek taraflı bir irade beyanı ile feshedebilir.
    Madde 17- Aşıklardan birinin ölümü, ihaneti, yeni bir aşk birliği kurması gibi hallerin her birinin vukuunda birlik kendiliğinden fesih olur.
    Madde 18- Taraflar karşılıklı olarak anlaşaraktan birliği feshedebilirler.
    Madde 19- Bir maşuk aynı zamanda bir kaç aşığı idare ediyorsa 'hüsnüniyet' iddiasında bulunamaz.

  • V- Sona Ermenin Neticeleri
    Madde 20- Birlik taraflardan birinin ölümü ile sona erirse, diğer taraf sevmekte devam edebilir.
    Madde 21- Bir tarafın ihaneti halinde, kusursuz taraf, örf ve adete göre dilediği müeyyideyi tatbik etmekte serbesttir.
    Madde 22- Bu kanunda, hakkında hüküm bulunmayan meselelerde örf ve adet, o dahi yoksa, Aşkın Kanunu'nun umumi hükümleri tatbik olunur.
  • December 28

    anne güvercin...

    Güzel bir yaz günüydü. Batur elinde sapan evlerinin yakınındaki ağaçlıkta kuş avına çıkmıştı. Gözleri radar gibi dikkatle çevreyi tarıyordu. Birden arkasında bir ses duydu: ’Vurma kuşları.’ Döndü, baktı. Seslenen yabancı değildi. Mahalle arkadaşı Sarper’di: “ Ne istersin şu küçük yaratıklardan bilmem ki? Ne zararı var onların sana? Bırak ötsünler, uçsunlar, kanat çırpsınlar. “ Batur: “ Sarper yine mi sen? Bu kaçıncı? İşime karışma demedim mi ben sana? Bak kuşları ürküttün, kaçıp gittiler. Kuş vurmak yasak mı yani? “ Sarper: “ Yasak tabii. Şu sıralar kuş yavrularının büyüme zamanı. Batur: “ Amma yaptın ha.. Yasakmış.. Yasaksa yasak. Kim bilecek benim kuş vurduğumu? Çevrede bir yığın kuş var. Bir kuş vursam kuş kıtlığına kıran girmez ya, kuş nesli tükenmez ya. Bana bak Sarper, sen iyi bir arkadaşsın, fakat şu kuş işine karışma “ dedi ve ses çıkarmamaya dikkat ederek usul usul ilerlemeye başladı. Yirmi metre kadar gittikten sonra bir ağacın altında durdu. Sapanını yukarıya doğru kaldırdı. İyice nişan aldıktan sonra sapanındaki taşı fırlattı. Taş hedefini bulmuştu. Kuş yere düşerken aynı anda havalanan bir başka kuşun kanat sesleri duyuldu. Batur az ötesinde yere düşen kuşu aldı. Kuş can çekişmekteydi. Hemen kuşun kafasını kopardı. Kendisine doğru yürümekte olan Sarper’e dönerek: “ Nasıldım ama? Tek atışta hedef on ikiden. Tık kafa gitti. Tüylerini yoldum mu, küçük bir ateş yakarım. Cız bız. Sonra deyme keyfime “ dedi.

    Arkadaşının sözlerine aldırış etmemesine içerleyen Sarper: “ Ne desem, ne söylesem boşuna. Başkalarının senden daha iyi düşünebileceğini hiçbir zaman kabul etmezsin zaten. Vurduğun bir yabani güvercin yavrusu. Yirmi gram et ya çıkar, ya çıkmaz. Hem düşünmediğin bir şey var. Bu yere düşerken kanat sesleri duymuştuk. Herhalde anne güvercindi uçan. Yabani güvercinler bildiğim kadarıyla kin tutarlar. Yavrusunu vurmakla hiç iyi yapmadın “ dedikten sonra geriye dönerek hızlı adımlarla oradan uzaklaştı. Batur daha sonra ağaçlığın kenarında küçük bir ateş yaktı. Buraya gelirken yavru güvercinin tüylerini yolmuş ve iç organlarını temizlemişti. Kuşu pişirmeye başladı. Fakat arka tarafındaki ağaçlardan birinde üzgün ve yaşlı bir çift gözün kendisini izlediğinin farkında bile değildi.

    Anne güvercin bir taraftan yavrusunu vuran çocuğu seyrederken, bir taraftan da düşünüyordu: “ Aslında elinde bir çocuğun bize doğru yaklaştığını görmesek, duymasak bile hissederiz. Fakat biz kuşlar, ağaç dalları üzerinde otururken dalar gideriz. Geçmişi düşünürüz. Hatıralar gözlerimiz önünde canlanır. Doğrularımız, yanlışlarımız aklımıza gelir. Çoğu zaman da hayaller kurarız. Bunlar genellikle tadını damağımızda hissedeceğimiz hayallerdir. Yani gerçek olmasını istediğimiz. İşte bu gibi durumlarda bir sapanın veya bir tüfeğin bize doğru nişanlandığını görmemiz yahut yaklaşan birinin hışırtısını, ayak seslerini duymamız mümkün değildir. Biricik yavruma uçmayı öğretiyordum. Yavrum çok yorulmuştu. Bir ağacın dalına konduk, dinleniyorduk. Etraftaki ağaçlar kuş doluydu ve sanırım çoğu da benim gibi hayallere dalmıştı. Küt diye bir ses duydum ve yavrumun feryadı ile kendime geldim. Baktım yavrum vurulmuş düşüyordu. Kanatlarımı çırptım ve uçtum. Havada geniş bir daire çizdikten sonra olayın olduğu yere döndüm. Çevrede kuş yoktu, hepsi kaçıp gitmişlerdi. Olayın nasıl olduğunu kuşlardan sorar, öğrenirim. Neyse bırakayım şimdi bunları düşünmeyi. Yavrumu vuran çocuk kalktı, gidiyor. Gözden kaybetmeden takip edeyim şunu. Evinin nerede olduğunu öğrenirim hiç olmazsa. “

    Batur yolda gördüğü bir arkadaşıyla konuştuktan sonra oturdukları apartmanın kapısından içeriye girdi. Oturdukları daire 4. kattaydı. Anne güvercin karşı sokaktaki bir apartmanın çatısında saatlerce bekledi. Akşam olunca odaların, salonların ışıkları yanmaya başladı. Yavrusunu vuran çocuğun girdiği binanın oda ve salonlarını kontrol etmeye başladı. Örtülmeyen veya aralık bırakılan perdelerin arkasından içeri bakıyordu. 4. kattaki balkonun korkuluk demirlerinin üzerine kondu. Şöyle bir etrafına bakındı, bir tehlike var mı diye. Sonra ağır ağır başını pencere tarafına doğru çevirdi. Perdesi kapatılmamış pencereden içerisi rahatlıkla görünüyordu. Ve onu gördü…tam karşıda oturmuş, yanındaki birkaç kişiye bir şeyler anlatıyordu. El-kol hareketleri yapıyor, kahkahalarla gülüyor, etrafındakileri güldürüyordu. Onun son derece neşeli hali içini sızlattı. Bu sahneyi daha fazla görmeye dayanamadı, kanatlarını çırptı ve simsiyah gökyüzüne doğru uçup gitti. Daha sonraki günlerde Batur evlerinin yakınındaki ağaçlıkta sık sık kuş avına çıktı. Fakat hayret!..Her zaman pek çok kuşun bulunduğu bu ağaçlıkta bir tek kuşa rastlayamıyordu.

    Batur, yine bir gün elinde sapanıyla buraya geldi. Çevreden çıt çıkmıyordu, etrafta hiç kuş yoktu. Tam yavru güvercini vurduğu ağacın altına gelmişti ki, aniden kanat sesleri duydu. Şaşırmıştı. Üzerine doğru dalışa geçen kuşu son anda fark etti. Elleriyle yüzünü kapatması onu yaralanmaktan kurtardı. Kuş çığlıklar atarak hemen ikinci defa saldırıya geçti. Bu saldırı birincisinden çok daha şiddetli oldu. Kuşun kanat vuruşları birer tokat gibi yüzüne gelen Batur, sırtüstü yere yuvarlanırken eliyle kuşa sert bir darbe indirdi. Kuşun ilerdeki çalılıkların arasına düştüğünü gören Batur, arkasına bile bakmadan kaçıp gitti. Batur o gece hiç uyuyamadı. Yatağında devamlı olarak bir o yana, bir bu yana döndü, durdu. Sabaha karşı şafak sökerken o kuşun kim olduğunu ve kendisine neden saldırdığını anlamıştı. O kuş, birkaç gün önce vurduğu yavru güvercini annesiydi. Demek ki anne güvercin yavrusunu vuranı unutmamış, devamlı olarak takip etmişti. Kuş vurmak için ağaçlığa gelirken orada bulunan kuşların kaçıp gitmesini sağlamıştı. Bu birkaç gündür ağaçlıkta hiç kuş görememesinin nedenini ortaya çıkarıyordu. Korkunç bir takip altındaydı. Eğer kuş vurmaya devam ederse anne güvercinin felaketine neden olacağını anladı. Zararın neresinden dönülürse kardı. Bir daha kuş avına çıkmazsam anne güvercin belki peşimi bırakır diye düşündü. Zaten sapanını anne güvercin ile boğuşurken düşürmüştü. Bundan sonra kuş vurmayacağına söz verdi.

    Anne güvercin ise, Batur ile yaptığı mücadeleden sonra yerde bulduğu sapanı gagasının arasına kıstırıp uçup gitmiş, uzaklara, çok uzaklara, kimsenin onu bulup bir daha kuş vurmasına imkan bulamayacağı kadar uzaklara giderek oralarda bulduğu bir çukura sapanı atmış ve üzerine toprak, yaprak ne bulduysa doldurarak gömmüştü. Anne güvercin daha sonraki günlerde ağaçlığın kenarında nöbet tutmaya devam etti. Birisi buraya gelmeye kalksa hemen ağaçlar üzerinde dinlenen, uyuklayan veya hayal kurmakta olan kuşları uyaracak ve bu ağaçlıkta kimsenin kuş vurmasına izin vermeyecekti. Böylece aradan haftalar geçti. Sonbaharın gelmesiyle havalar soğumaya başladı. Bütün göçmen kuşlar gibi anne güvercin de grubuyla birlikte kışı geçirmek için sıcak ülkelere göç etti. Ertesi yıl nisan ayında anne güvercin grubuyla birlikte tekrar bu ağaçlığa geldi. Günler çok sakin ve olaysız geçiyordu. Anne güvercin fırsattan istifade ederek üç tane yumurta yumurtladı. Bu yumurtaların üzerinde günlerce kuluçkaya yattı. Sonunda yumurtalar çatladı ve üç tane minimini yavru sahibi oldu. Yaz mevsimi boyunca yavrularını büyüttü, onlara uçmayı öğretti. Hayatta kendilerine yönelebilecek tehlikelere karşı daima uyanık durumda bulunmayı öğütledi. Batur verdiği sözü tuttu. Bir daha onu kuş vururken gören olmadı.

    benim sevdam

    masum sevda

    En masum sevdasındasın gözlerimin
    Silik,sancılı, ıslak
    Uzanır ellerim hayallere
    Yer açıp gözlerime giderim.
    O kadar delikanlı ki
    O kadar babayiğit ki yalnızlık,
    Heybeti gölgesinden belli.
    Gözlerimden geçer bütün an
    Ve dakikalar, seninle yaşanan.
    Elindeki çiçeğin,gülüşün,
    Yürürken ansızın dönüşün..
    Bir tek gözlerinle buluşmaz gözlerim.
    Bilir çaresizliğini
    Hayal dahi olsa
    Yalnızlıkta da arasa seni
    Yetişmez gözlerim bu yağmurlu günde sana.
    Damlacıkların cama vuruşları
    O kadar güzel ki…
    O kadar derin ki içimin ürperişi
    Kırpamıyorum sensiz kalan gözlerimi.
    Biliyorum,kırparsam yaş akacak
    Oysa saatlerdir ağlıyor zaten
    Benim yerime gökyüzü
    Hem gözlerim o kadar alışkın ki
    Bu sancıya , bu acıya,
    Bırak,
    Ben seninle kalayım,
    Gözlerim yağmurlarla…

    December 27

    bizde ders alırmıyız?? dersiniz

    Kıssadan Hisseler

    Sokrat Ölüme mahkum edildiğinde, eşi:
    - Haksız yere öldürülüyorsun, diye ağlamaya
    başlayınca, Sokrat:
    - Ne yani, demiş. Birde haklı yere mi
    öldürülseydim!
    ----------------
    Dünya nimetlerine ehemmiyet vermeyen yaşayış ve
    felsefesiyle ünlü filozof Diyojen, bir gün çok dar bir sokakta
    zenginliğinden başka hiçbir şeyi olmayan kibirli bir adamla
    karşılaşır. İkisinden biri kenara çekilmedikçe geçmek mümkün değildir...
    Mağrur zengin, hor gördüğü filozofa: "Ben bir serserinin önünden kenara
    çekilmem" der. Diyojen, kenara çekilerek gayet sakin şu karşılığı verir:
    - Ben çekilirim!!
    ----------------
    Bir şemsiye tamircisi, yazmış olduğu şiirleri
    incelemesi için
    Sheaksper'a gönderdiğinde, ünlü yazarın cevabı şu olur:
    - Dostum siz şemsiye yapın, hep şemsiye yapın,
    sadece şemsiye yapın..
    ----------------
    Meşhur bir filozofa:
    - Servet ayaklarınızın altında olduğu halde neden
    bu kadar fakirsiniz, diye sorulduğunda:
    - Ona ulaşmak için eğilmek lazım da ondan, demiş.
    ----------------
    Dostlarında biri, Fransız kralı 15. Lui' ye:
    - Majesteleri, demiş. Akıl vergisi almayı hiç
    düşündünüz mü? Hiç
    kimse budalalığı kabul etmeyeceğine göre, herkes böyle
    bir vergiyi seve seve öder.
    Kral, alaylı alaylı gülerek:
    - Hakikatten enteresan bir fikir, cevabını vermiş.
    Bu buluşunuza karşılık,sizi akıl vergisinden muaf tutuyorum.
    ----------------

    herşeyden önce istemek gerçekten istemek gerekir ve sonunda herkes emeğinin karşılığını alır

    Ahmet 18 yasinda evin tek oglu olan bir gençti. Kahverengi saçli, zeyti gibi siyah gözlü, orta boyluydu. Arkadaslari tarafindan çok sevilirdi. Yakisikli oldugu halde hiçbir zaman arkadaslarina hava atmaz çok kiz pesinden kostugu halde hiçbirine yüz vermezdi. Çünkü onun çok degerli zamani vardi. Kizlarla gezip tozmayi her zaman yapabilirdi.
    Aksam erkenden yatmaya gitti. Bu saatte yatmaya alismak için bir hafta boyunca bu saate yatmaya dikkat etmisti. Ama yine de uyuyamiyordu bir türlü. Bu kadar süre boyunca çalismis, her türlü fedakarligi yapmisti. Yalniz kendisi degil ailece büyük fedakarliklar yapmislardi. Babasi iki yil boyunca dershaneye göndermis annesi istedigi her seyi yapmisti Ahmet için. Hatta bir keresinde babasindan israrla istedigi bilgisayari babasi almayinca annesi onlardan habersiz biriktirdigi parasiyla istedigi bilgisayarin bir üst modelini almisti. Ne kadar sevinmisti o zaman. Annesine siki siki sarilip kulagina bunun karsiligini ödeyecegim diye fisildamisti. Tabi ki babasina da büyük bir tesekkür borçluydu. Herkesin babasi göndermazdi öyle iki sene üst üste dershaneye.
    Tam anlamiyla çalismaya baslayali iki sene olmustu bu büyük sinava. Iyi de çalismisti. En azindan kendisi öyle düsünüyordu. Hafta sonlari normal derslere giriyordu dershanede. Hafta içi etütleri de sayarsak toplam 50 saat ders yapiyordu. Bu, haftada 50 saatin amaci 3 saatlik derste basarili olabilmekti. Ya da hayatini garantiye almak. Ona ne denirse iste. Ama sinavda basarili olmakla bitmiyordu is. Kazandigin üniversiteyi basariyla bitirmesi gerekiyordu ki is bulabilsin. Yoksa üniversite bittiginde de is bulabilmek için müthis bir çaba gerekiyordu. Istedigin meslek özel alnda ise mutlaka yüksek bir mevkide tanidigin olmaliydi. Torpilsiz kolay kolay ise almazlardi adami. Senin üniversite mezunu olman bir sey degistirmezdi. Sen buraya kadar gelmek için ne kadar emek verdin, ne kadar çalistin hiç ama hiç önemli degildi. Adam kendi isine bakiyordu. Ama is bulamayanda yok degildi ya. Tabi ki vardi. Ahmet de bunlardan biri olmak istiyordu. Ama meslegin özel alanda ise yine tehlike vardi. Sürekli isten çikarilma korkusuyla yani diken üstünde yasayacaktin.
    Hayat zordu be. Bu öss de bir sey miydi? Sadece büyük bir zincirin halkalarindan biriydi. Bunun ötesinde daha ne kadar zorluklar vardi. Diyelim ki öss yi kazanmis, üniversiteyi bitirmis ve ise baslamisti Ahmet. Simdiki derdi hoslandigi kizla evlenmekti. Bunun için maddi, manevi birikime ihtiyaci vardi Ahmet in. Her seyin zor oldugu bu devirde öyle kolay kolay kiz verecek degillerdi ya. Hadi evlendi diyelim, bu seferde çocuk derdi olacakti. Hadi küçükken fazla yük olmazdi ama büyüdükçe masrafi da artacakti. Birde yaslilik derdi vardi. Yaslandiginda kimseye muhtaç kalmak istemiyorsan kenarda iyi bir birikimin olmaliydi. Yoksa muhtaç kalmaktan da kötü bir durumda kalabilirdin.
    Ama Ahmet daha bunlari düsünecek kadar büyümemisti. Onun simdilik bir tek amaci vardi. Öss.
    Deneme sinavlarinda bugüne kadar genellikle iyi sonuçlar almisti. Kötü sonuçlar aldiginda hiçbir zaman karamsarliga düsmemis daha çok çalisip hatalarini düzeltmeyle ugrasmisti. Çok fedakarlik yapmisti. Sevdigi her seyden. Sevdigi kizdan, sevdigi dizilerden, futbol oynamaktan... Her seyden. Tüm bunlari düsünürken nihayet uyuyakalmisti. Çok güzel bir rüya görüyordu. Sinavdan yasasin baba diyerek çikiyordu. Amacima ulastim diye eviniyordu ki uyandi. Biraz hayal kirikligina ugradi. Kendine gelince saate bakti ve sasirdi. Her sey bitmisti. Tüm o emekler, fedakarliklar her sey. Annesine çigliklarla seslendi. Böyle bir günde nasil uyuyakalmislardi. Annesi kalkti ve heyecanla saatine bakti. " Ne oldu oglum" dedi. " Bu saatte niye uyandirdin" . Ahmet hemen saatine bakti ve içini büyük bir rahatlik kapladi. Birden her seyin bittigini sanmisti. O heyecanla saatin akreple yelkovan ibresini sasirmismisti. Biraz daha oyalandiktan sonra banyosunu yapti. Kahvaltisini da yaptiktan sonra gerekli kagitlari alip annesiyle kucaklasti ve babasiyla birlikte sinav yeri olan Marmara Üniversite si Iletisim Fakültesi nin yolunu tuttu. Sinava yarim saat varken sinav yerinin ordaydilar. Babasi basarilar diledikten sonra sinav salonuna gitti. Çok heyecanliydi. Bildigi bütün dualari okudu ve sinav basladi. Sinavdan çiktigi zaman sevinçle babasini buldu. Sinavi çok iyi geçtigini ve büyük bir aksilik olmazsa sinavi kazanacagini babasina söyledi.
    Sinavdan bir buçuk ay sonraydi. Yarin sonuçlar internet üzerinden açiklanacakti. Aksam geç saatte yattigi halde uyuyamadi Ahmet. Sabah erkenden bilgisayari açti ve MEB in internet sayfasina girdi. Heyecandan kalbi firlayacakti. Kimlik numarasini girdi. Iste en zor an gelmisti. Saniyeler geçmek bilmiyordu. Acaba kazanabilecekmiydi. Bunca yil sinava hazirlanmis, sinava girmis ve bitirmisti. Simdi ise sonuçlari bekliyordu. Ne zor seymis bu beklemek diye düsünüyordu. Halbuki hayatta ne kadar çok bekleyecekti bazi seyler için. Ve nihayet sonuçlar ekranda belirdi. Evet olmustu iste. Kazanmisti. Annesine, babasina seslendi. Kazandim, kazandim diye bagiriyordu. Evet kazanmisti. O alsam kazanmanin serefine ailece yemege gittiler.
    Hayat yolunda önemli bir adim atmisti Ahmet. Simdilik ileriye daha iyimser bakabilecekti. Keske herkes Ahmet gibi olabilseydi keske. Ama çok az kisi hayat yolunda bu önemli adimi atabiliyordu. Simdi Ahmet için hiçbir sey bitmemis aksine her sey yeni basliyordu

    önce inan...

    Çoook çok eskiden, yeşil bir vadinin içinde
    bir ırmak kıyısında kurulu bir köy varmış,
    taa dünyanın öbür ucunda.
    Çok eski dedik ya,
    o zamanlar gündüzleri pek güneşli geçermiş,
    yağmur yağmadıkça.
    Geceleri hep yıldızlı olurmuş, bulutlar olmadıkça.
    Köy sakinleri tarımla uğraşırlarmış,
    hayvanlar avlarlarmış, uçsuz bucaksız arazilerinden.
    Sularını, kaynağı çok uzakta olan köylerinin içinden geçen,
    ırmaktan alırlarmış.
    Köyde herkes birbirini sever, sayarmış.
    Köyde bir tek kişinin kalbinde öyle büyük bir sevgi
    varmış ki, bütün köyünküne bedelmiş.
    Dolun'un İntera'ya olan aşkıymış bu.
    Kız, Dolun'u bilirmiş de tanımazmış yakından.
    Dolun dayanamamış, bir gün gitmiş kızın yanına,
    sormuş İntera'ya onunla evlenip evlenmeyeceğini.
    İntera demiş ki Dolun'a: "Evlenirim evlenmeye ama
    benim isteyenim çoktur, her gelen kişiden
    aynı şeyi ister benim babam. Ancak babamın
    bu isteğini yerine getiren benimle evlenir."
    Dolun şaşırmış. "Sensin benim kalbimin sahibi."
    diyerek başlamış sözüne "Senin dileğin benim için bir
    emirdir, söyle isteğini hemen yapayım." demiş aşkına.
    İntera demiş ki; "Bir çiçek vardır;
    yaprakları gümüşten tomurcukları elmastan,
    onu ister babam, benle evlenmek isteyenden".
    Dolun, "Bekle beni" demiş İntera'ya,"Hemen
    gidip getireyim o çiçeği ama nerededir yeri?"
    İntera parmağıyla göstermiş akan ırmağı;
    "işte bu ırmağın kaynağındadır der babam,
    kırk gün yürümek gerekirmiş oraya varmak için
    ama bir giden bir daha gelmedi şimdiye dek çünkü
    oralar büyülüymüş derler, giden geri gelmezmiş
    çünkü, buralardan çok daha güzelmiş oralar."
    Dolun; "Senden daha güzel ne olabilir ki,
    bu dünyada?" demiş İntera'ya "Döneceğim o çiçekle,
    döneceğim çünkü; seviyorum seni çünkü; sensiz
    anlamı olmaz benim için o güzelliğin."
    Dolun çıkmış yola sonra.
    Kırk gün yürümüş ırmağın yanından. Hep
    ne kadar sevdiğini düşünmüş İntera'yı yol boyunca.
    Aklındaki İntera'ymış, tek amacı ise; o çiçek.
    Kırkıncı gün kalkmış Dolun sabah erkenden,
    yüzünü yıkamış ırmaktan,
    anlamış çok yaklaştığını kaynağına
    ırmağın suyunun serinliğinden.
    Devam etmiş yoluna sonra. Biraz sonra varmış
    kaynağa, bütün yeşilliklerle çevrili bir göl varmış
    kaynakta, gölün ortasında bir adacık,
    adacığın üstünde de o çiçek duruyormuş.
    Anlamış İntera'nın anlattığı çiçek olduğunu, güzelliğinden.
    Yüzmeye başlamış adaya doğru hemen.
    Adaya çıkınca karşısında bir adam belirmiş Dolun'un.
    Adam Dolun'a; "Her gülün bir dikeni, koruyucusu
    olduğu gibi, bende bu çiçeğin koruyucusuyum, eğer
    almaya geldiysen; ben Salut, izin vermem buna" demiş.
    Dolun şaşkın ve de kararlı bir tonla
    "Ben o çiçeği alacağım sonra aşkıma kavuşacağım."
    demiş. "Hiç bir şey beni kararımdan çeviremez."
    "O zaman beni biraz dinleyeceksin" demiş Salut...
    "Sana neden koparmaman gerektiğini anlatacağım
    eğer, hâlâ ikna olmazsan o zaman izin veririm
    almana." Dolun ikna olmuş ve çökmüş
    yoncaların üstüne, başlamış dinlemeye...
    "Eğer, bir şeyi çok fazla istersen
    ve engelin yoksa önünde onu alırsın.
    Hayat da böyledir, insan engelleri aşarsa
    yaşamına devam edebilir. Bu çiçek de
    sadece yaşam için bir şeyler yapacaksan

    y1pA4KQM6SoI9xGtUxelIPMYzqSW9dFCKPjDF-KhQIcJeeVvCMg_EPXfwHsLA7UBRPS3MZSkKdBr4A

    aha

     

    Alıntı

    aha
       

    sevgili

    Sevgili, eksilmeden paylaşılan ömür olmalı

    Sevgili, kan-ter içinde uyandığın kabus sonrası

    Başucunda bulduğun bir bardak su olmalı.

    Sevgili, ateşlenmiş başında ıslak tülbent olmalı.

    Sevgili, gecenin beşiğinde uyuttuğun masal olmalı

    Sevgili, uykusuzluğun en güzel sebebi,

    Yanında uzanmış melek,her gece yatağında yangın olmalı

    Sevgili,”günaydın” ve “iyi geceler” sözcüklerinin

    Arasındaki hasret olmalı

    Sevgili,her gün yeniden çözdüğün bilmece olmalı

    Sevgili, kara günde kara zeytine

    Kara gözlerinin akını akıtıp bal yapmalı

    Sevgili,hem öfkenin fırtınalı denizi hem limanı olmalı

    Sevgiyi beslemeli öfkeyi unutmalı.

    Sevgili, muhabbette en güzel söz

    Kavgada suskunluğun olmalı

    Sevgili,ölçülemez sevginin derinliği olmalı

    Sevgili, yüreğinin mahzeninde yıllanmış şarap olmalı

    Sevgili,aşkla düellonda boş silahın olmalı

    Sevgili,acında gözünde ki yaş

    Sevincin de dudağında gülüş olmalı

    Sevgili,sinemada izlenememiş filmler sonrası

    Dudağında kalan tuzlu mısır tadındaki öpüş olmalı

    Sevgili, “kara sevda” derdinin muadilsiz ilacı olmalı

    Sevgili, aşkın sözlüğünde tek isim olmalı

    Sevgili, sevmese de futbolu “maç kaç kaç bitti?” diye sormalı

    Sevgili, en sevdiğin yemeği en güzel yapan aşçı olmalı

    Sevgili sofrandaki çorbanın tadı tuzu olmalı

    Sevgili, aşkın körlüğünde elindeki beyaz baston olmalı

    Sevgili, “gel” deyince kanat takmalı

    “Git” deyince gitmemeli kalmalı

    Sevgili, yalan dünyada yalansız cennet olmalı

    Sevgili, hem yüreğinin konuğu hem sahibi olmalı

    Sevgili, yanındayken zamanı durdurmalı

    Ve zaman durduğu yerde kımıldamadan su gibi akmalı

    Sevgili, kıskançlığın,bencilliğin,aptallığın olmalı

    Tüm kötü huyların onda anlam bulmalı


    Sevgili, sevginin hem yolu hem yoldaşı olmalı

    Sevgili, her gün yeni bir mısra yazdığın şiir olmalı

    Sevgili, ilkbaharda menekşe,yazın papatya

    Sonbaharda kasımpatı , kışın kardelen olmalı

    Sevgili her iklimde bahar olmalı

    Sevgili, haziran sıcağında buzlu çay

    Aralık ayazında boynunda ördüğü yeşil atkı olmalı

    Sevgili, dar’a gitmeden son sigaran olmalı

    Sevgili, son gününde elini tutmalı

    Son günüyse onla gitmek için dilinde ki dua olmalı

    Sevgili,biraz anne biraz kardeş biraz arkadaş

    Hepsinden birer parça ve hepsinden farklı bambaşka olmalı

    Sevgili, içinde taşıdığın onur,kolunda taşıdığın gurur olmalı

    Sevgili ,uğrunda her şeyden vazgeçeceğin vazgeçilmez olmalı.

    Ve insan sevdiğinin sevgilisi olmalı!..

    y1pA4KQM6SoI9ypfoyWY6zy2mJZuouQup2IRnwmIoehAcFxbiJ0JbBmwKifwwk63vPF4heO3g3U3_c

    keşke

    bundan daha guzelımı olur

    Bundan daha güzel söz mü olur?
    Merhaba demissin, o son mektubunda,
    Sen ki hal, hatir sorarsin da derdim mi kalir?
    Özledim demissin,
    o Son Mektubunda...

    ............Okurken mektubunu, küllenen anilari, yeniden yakmaz miyim?
    ............Dellenip te her bir satirinda, çildirmaz miyim?
    ............Döküp te gözyasi feryad - i figan, aglamaz miyim?
    ............Aglama kara gözlüm demissin,
    o Son Mektubunda...

    Sagligini düsün her seyden önce,
    Iyi bak kendine içme sakin her gece,
    Dost kalalim demissin artik seninle,
    Bilesin demissin,
    o Son Mektubunda...

    ............Sevgi denen sey, ne kadar degerliymis meger,
    ............Sayet, adam gibi sevip de, sevilirsen eger,
    ............Kim ne derse desin, bu sevda, ugrunda ölmeye deger,
    ............Deger demissin,
    o Son mektubunda...

    Çoktan terk ederdim, ben ki bu aski çoktan,
    Sen varsin diye caydim, bu son yolculuktan,
    Halin ne âlemde haber ver, ecel kapimi çalmadan,
    Haber ver demissin,
    o Son mektubunda...

    ............Yenmese derdimi, sana olan hasretim,
    ............Sayfa sayfa yazmaya yoktu asla niyetim,
    ............Yaz demissin kaleme, yaz ki bitsin derdin,
    ............Yazdim kara gözlüm demissin,
    o Son Mektubunda...

    Çikinca zarfin içinden, bir kenari yirtik o resmin,
    Bitti sanki o anda, çektigim onca kordan hasretin,
    Sen ki, bende delicesine esen, bir kavak yelisin,
    Bilirim demissin,
    o Son Mektubunda...

    ............Eser yine bir deli poyraz, basimda deli deli,
    ............Aklin dahi çözüp de, akil, sir erdiremedigi,
    ............Düstüm ardindan çöllere tipki, Mecnun misali,
    ............Bilmem mi ey yar demissin,
    o Son Mektubunda...

    Son satirinda yazar, 'fedakâr olsaydin keske'isil

    aşk

     

    Alıntı

    aşk
    y1p3_F1tEo4HiFxmmpKTa0elnD91P7AmAPI7ENc5gbWExqzlfyHBQn5zut_ahfIXh9H5ruQSFg3Znowdfwdyr7yg2y1p3_F1tEo4HiGstL9UvXkWdRPAqNiDeuibj6OB9o2x5g2LdWqMX_V2EvLnsipRTrCyeITdwCaw4T8