gökçe's profilegökçe adlı kullanıcının ...PhotosBlogListsMore Tools Help

gökçe adlı kullanıcının alanı

gökçe

Occupation
Location
Interests
Photo 1 of 29
No list items have been added yet.
Please wait...
Sorry, the comment you entered is too long. Please shorten it.
You didn't enter anything. Please try again.
Sorry, we can't add your comment right now. Please try again later.
To add a comment, you need permission from your parent. Ask for permission
Your parent has turned off comments.
Sorry, we can't delete your comment right now. Please try again later.
You've exceeded the maximum number of comments that can be left in one day. Please try again in 24 hours.
Your account has had the ability to leave comments disabled because our systems indicate that you may be spamming other users. If you believe that your account has been disabled in error please contact Windows Live support.
Complete the security check below to finish leaving your comment.
The characters you type in the security check must match the characters in the picture or audio.

BENM DİĞER YARIMSIN ARTIK YANLIZSIN BU ŞEHİR SENSİZ DÜŞMAN BANA SEN BENİM KARANLIĞIMSIN

  
    

-----------------------------------------CENGİZHAN 52--------------------------------------------------------------------
       
 

   

Ben miyim karanlıklar içinde , yoksa karanlık mı benim içimde ? Güneşi mi kaybettim yoksa güneş mi unuttu doğmayı ?

Gecenin sessizliği mi çınlayan kulağımdaki yoksa sensizliğin içindeki sessizlik mi çığlık çığlığa bağıran?Ben miyim çıldıran yoksa sensizlik mi beni benden alan?Kelimeler mi yetmiyor anlatmaya yoksa ben miyim sevgimi anlatamayan sana?

Her Lafa Verilecek Bir Cevabım Vardır Önce Lafa Bakarım Laf mı Diye Sonra Söyleyene Bakarım Adammı Diye

üç kuruşluk adama beş kuruşluk değer verirsen seni arda kalan iki kuruş için satar
Oct. 25
Feb. 1
yakuphan uluwrote:
 
Sevgili arkadaşım genelde yapmam ama bu konu ile ilgili şiirimi buraya usulca yerleştirmek istedim..Hani dost sessizliği, yarenliği gibi...Dost zengini olan herkese sevgilerimi gönderiyorum...Eşssizliğin ve sınırsızlığın anlamını bilen yüreklere ve sizin mısralarınıza, gönlünüze....Sevgilerimle..))
 
 
Her günün ardından senden bir ümit var hep gelecekmiş gibisin

İçimde bir duygu gözümde bir hayal sanki sevecekmiş gibisin

Sevmek acı dolu sevmek çile dolu çektirecekmiş gibisin

Aklımı başımdan beni şu canımdan sanki edecekmiş gibisin


Ne sevdim diyorsun ne de sevemiyorsun açmayan bir çiçeksin

İçimde bir duygu gözümde bir hayal sanki sevecekmiş gibisin

Her sözün ardından gizli bir davet var gel diyecekmiş gibisin

Aşkın kanununu kaderimin yolunu sanki çizecekmiş gibisin


Gönül toprağına dert yağmurlarını yağdıracakmış gibisin

Ne sevdim diyorsun ne de sevemiyorsun kokmayan bir çiçeksin

Ne senle ne de sensiz geçmez oldu hayat vazgeçilmez tesellisin

Aklımı başımdan beni şu canımdan sanki edecekmiş gibisin
Sept. 5
Mehmet ŞENwrote:
yazıları okuya bilmek için Ctrl+A tuşunu kullan özel mesaj :)
ya gökçe bu chat olayı emin ol başta benim olmak üzere bi çok insanın canını sıkıyor bi kere sayfa çok kasıyor janım sıkıyor pcmin yavaş olduğu hissine kapılıyorum
 Parti 
Apr. 25
emeğine sağlık
Apr. 17
süleymanwrote:
 
Get your own Chat Box! Go Large!
 
Apr. 5
süleymanwrote:
 
Get your own Chat Box! Go Large!
 
Apr. 3
süleymanwrote:
 
Get your own Chat Box! Go Large!
Mar. 29
mesutwrote:
 
Get your own Chat Box! Go Large!
Mar. 16
æliwrote:
2ob4
alanın çok güzel olmuş
Mar. 15
süleymanwrote:

SELAMÜN ALEYKÜM ARKADAŞIM  KENDİNE İYİ BAK ALAHA EMANET OLL

Feb. 2
No namewrote:
Hala sızlar için için her biri yaralarımın
<a href="http://www.sozarsivi.com/">Pare Pare</a>


Dalgalıdır denizim bu yüzden

Biraz ıssızdır hep kıyılarım

Bir yanar bir sönerim bir ağlar bir gülerim

Pare pare buruktur hep sevinçlerim

Dağ gibi derya gibi bende acılar şahidim şarkılar

Ne zaman ümitle hayata göz kırpsam

Çiçekler açsam kapıma dayanır sonbahar

Çok erken tanıdım çorken tattım cilvesini kaderin

Zamansız büyüdüm şimdi kayıp çocukluk günlerim

Bir yanar bir sönerim bir ağlar bir gülerim

Pare pare buruktur hep sevinçlerim

Dağ gibi derya gibi Bende acılar şahidim şarkılar

Ne zaman ümitle hayata göz kırpsam

Çiçekler açsam kapıma dayanır sonbahar
Jan. 26
Jan. 15
korsannwrote:
 
Get SaLaTa chat group | Goto SaLaTa website
Jan. 9
tarık kecewrote:
 
Get COCOIN_iN_MEKANINA_HOGELDNZ chat group | Goto COCOIN_iN_MEKANINA_HOGELDNZ website
Jan. 5
Picture of Anonymous
SOHBETİM wrote:

 


                      
    
Get ANATOLiATR chat group | Goto ANATOLiATR website

Jan. 3
sevgiyle kalın...
 
Jan. 2
Mehmet ŞENwrote:
 
Jan. 2
Mehmet ŞENwrote:
Sen karmaşık sayılar gibi karmaşık,
soyut matematik gibi asi,
her zaman türevlenmeyen,
sağdan ve soldan yaklaştıkça
bir türlü ulaşılamayan limit gibisin...

Seni gördüğüm an çarpanlarıma ayrıldım...
karekök kaşlarını kahverengi gözlerinle
yaptığı orantıyı görünce ise
dünyanın etrafımda parabol eğrileri gibi dönmeye başladığını
hissettim.....

ve o zaman sana pi sayısı gibi
kesin ve sabit bir şekilde aşık olduğumu anladım...
sana olan bu aşkım evrensel kümeye bile sığmaz
ama unutma ki evrensel küme içinde de mutlaka bir kesişimimiz
vardır...

inan her ne kadar komşumuz pisagor ve öklitin
yapmış olduğu dedikodular
beni ortak katlarıma bölse dahi
senle ayrılacağımızın olasılığını düşünmek istemedim bile

ey benim polinom yüzlü elips gözlü sevgilim..
seni eksi sonsuzdan artı sonsuza kadar daima seveceğim
sıfır noktasında dahi sana olan sevgim
maksimum düzeyde olacaktır...
umarım bu sevgimiz birebir ve örten fonsiyon gibi olur...

ne sinüs dinlerim ne kosinüsü...
ne tanjantı takarım ne de kotanjantı...
bütün koordinatlarımda sen varsın....  
 Baravi
Jan. 2
Zarif Balcıwrote:

Üç arkadaş nokta virgül ve unlem yola cıkmıslar ıclerınde genclık heyacanı , hepsi kendilerini ifade etmek için can atıyorlarmıs,nokta kendini ifade etmek icin ucurumun kenarından haykırmak istemiş , ayagı kayıp aşşağı düşmüş işte o an onun için her şey bitmiş virgül hiç bişey olmamış gibi yoluna devam etmiş,virgül sadece neden demiş neden işte o günden sonra biten her seyin ardından (Nokta),Devam eden her şeyin ardından (Virgül),Hisleri anlatmak için de (Ünlem) kullanmıslar kısa hikayeler yazmayı... seviyorum                                                                   

 

DeSigNeD Byy KaiZeN

                                                               Kalıcı Dostluklar Anısına

Biz Ne Noktayız Ne Virgül Biz Ünlemiz Kondugumuz Yerde Dikkat Çekeriz

Dec. 31
zeynepwrote:
Photo Sharing and Video Hosting at Photobucket
Dec. 29
zeynepwrote:

DENİZLER ÇÖL DAĞLAR OVA OLUNCA
MEVSİMLER DEĞİŞİP ZAMAN DURUNCA
NE ZAMAN BU GÜNEŞ TERSTEN DOĞARSA
O ZAMAN BİLE DOSTLUĞUNDAN VAZGEÇMEYECEĞİM
*******************************************
BU DÜNYA TERSİNE BİRGÜN DÖNERSE
UFACIK KARINCA FİLİ YENERSE
NE ZAMAN ATEŞLE YANGIN SÖNERSE
O ZAMAN BİLE DOSTLUĞUNDAN VAZGEÇMEYECEĞİM
*******************************************
NE ZAMAN OLURSA GÜNDÜZLE GECE
NE ZAMAN BİTERSE DİLLERDE HECE
VARSA BİR BAŞKASI ALLAHTAN YÜCE Photo Sharing and Video Hosting at Photobucket
O ZAMAN BİLE DOSTLUĞUNDAN VAZGEÇMEYECEĞİM

Dec. 29
Picture of Anonymous
GÖKÇE wrote:
 
ARKADAŞLAR BENİM  DİĞER ADRESİMEDE BEKLERİM (YALNIZ ORASI ÖZEL ARKADAŞLAR İÇİN)
 
Dec. 28
gökçewrote:
Dec. 28
haytawrote:
gokce hanim merhabalar
 
hazirlamis oldugunuz sayfayi dikkatle inceledim ve gercekten cok etkilendim
 
bir insanin girebilecegi ruh hallerini oldukca basarili bir sekilde dile getirmissiniz yani hepimizden birseyler katmissiniz
 
sayfanizdan birseyler ogrenmis olmanin keyfiyetiyle sizleri selamliyor ve saygilar sunuyorum
 
sayfaniza kanaatim 10 uzerinden 10 dur
 
tesekkurler.........
Dec. 27
January 04

hepimizinn

HİKAYEMİZ

Bir güneşti gördüğüm dağlar ardında
Uzanıp gittiğim yollar ateşti sanki
Tuttuğum ellerde dostluk saklı bağrımda
Yürüyüp gittiğim yollar ateşti sanki
Bir volkandı içimizde coşan nehirler
Coştukça umutlar hep taşardı sanki

Ne oldu bize güneşe neden doğmuyor
Uzun uzak gecelerde sabah olmuyor

İşte bizim hikayemiz hep böyle gider
Umutlar hep gecelerde yol olur gider
İşte bizim hikayemiz burada biter
Aydınlıklar karanlıkta yol olur gider
İşte bizim hikayemiz burada biter
Umutlar hep gecelerde yol olur gider...rosalim0tv1ts2cw2bcyt8kzk4

özlememişsin sen

kalpcik8vy5wo

Sensin sadece değer verdiğim sevdiğim
Sensin sadece canım dedigim beğendiğim
Sensin sadece hasret çektiğim özlediğim
Sensin bi' tanem sensin tek aşkım sensin

Gel bul beni, sar beni aşkım doyasıya
Gel bul beni, öp beni aşkım doyasıya
Yaşayamıyorum ellerinsiz
Nerde o eski günler
Gezerdik el ele göz göze
Bak gözlerime yeniden
Aşkım olmuyor sensiz yaşanmıyor
Baktığım her yerde masum gülüşün
Seni seviyorum deyişin kulaklarımda çınlıyor

Hiç kimse senin gibi olmuyor
Hiç kimse gözlerime bakıp, her şeyimsin demiyor
Olmuyor aşkım olmuyor, ellerini tutmadan
Gözlerine bakmadan bu kalp boşuna atıyor

Mavişim derdin, canım derdin
Sensiz yaşamak haram derdin
Bi' tanem derdin, tek sen varsın derdin
Sen yoksa ben de yokum derdin!
Şimdi var mısın yok musun bilemiyorum
Sensiz yaşamayı istemiyorum

Haklısın, düşündükçe deliriyorum
Aramızdaki dağların uçurumundan nefret ediyorum
Sensizlikten, beni benden alan sesinden
O masum yüzünden, o tatlı gülüşünden
Marum kalmaktan nefret ediyorum

Bakıyorum etrafıma, herkesin aşkı var!
Benim ellerim bomboş
Ben aşkı değil mantığı seçtim
Mantık için kalbimi kor ateşe ittim

Eğer doğarken deselerdi;
"Ayrımcılık yüzünden aşkını terk edeceksin"
Ben hayatı terk ederdim, aşkımı değil!

Ben bir senin bir de sigaranın tiryakisiyim
En büyük desteğim o, tıpkı sen yokken
Yavaş yavaş ölümü seçmek gibi...

Yoksun artık, ne gözlerine bakacağım
Ne ellerini tutacağım, ne bitanem diyeceğim
Ne de vazgeçilmezimsin diyeceğim
Sadece unutamam seni diyeceğim

Ben seni seveceğim, ölene kadar
Yanımda olmasan da, en büyük
Unutulmazımsın unutma!

::kelebekler:: güzel ve anlamlıı

 

 

::kelebekler:: güzel ve anlamlıı
 

Dört tane kelebek bir gün bir ateş görmüşler... Bunun nasıl bir şey olduğunu öğrenmek istemişler.  Birinci kelebek ateşe biraz yaklaşmış ve üzerinin aydınlandığını görmüş. Arkadaşlarının yanına gelmiş  ve: –Bu ateş aydınlatıcı bir şey!, demiş..

 İkinci kelebek bununla yetinmeyerek daha fazla şey öğrenmek istemiş. Biraz daha yaklaşmış ve ısındığını hissetmiş.. Demiş ki: –Aynı zamanda bu ateş ısıtıcı bir şey!

 Üçüncü kelebek bununla da yetinmemiş, Biraz daha biraz daha yaklaşmış. Bir anda ateşin kanatlarını yaladığını hissetmiş ve yanmış kanatlarıyla geri dönmüş… Şöyle demiş: –Ve bu ateş yakıcı bir şey!

     Sonuncu kelebek daha da çok şey öğrenmek istiyormuş.   Biraz yaklaşmış, aydınlandığını görmüş. Biraz yaklaşmış, ısındığını hissetmiş. Biraz daha yaklaşmış, ateş kanatlarını kavurmuş. ve biraz daha yaklaştıktan sonra tamamen yanan kelebek “poff !” diye ortadan kayboluvermiş… Ateşin gerçekten ne olduğunu belki bir tek o öğrenmiş ama geri dönüp söyleyememiş…  

Çünkü o kaybolmuş ateş içinde ve bir şeyi, ancak içinde kaybolan bilebilirmiş!…

January 01

ölürmüydün beni sevsen....

Yaşadığımdan emin değilim.Gittiğinden eminim ama bak,seni özlediğimden eminim.
on beş yaşında bir hayal kırıklığı olduğumdan hiç şüphem yok mesela.
Beceriksizliğimden,yalnızlığımdan,bu şehri sevmediğimden,düzensizliğimden,yorgunluğumdan,huysuzluğumdan,baltalarınızdan birine sap olmamışlığımdan hatta olamayacak olmamdan,kırgınlığımdan,bir gün bana ayrılan sürenin sonuna geleceğimden her tavşan kesildiğimde dünyanın dağ olma vaziyetinden filan eminim.
Örnekleri çoğaltabilirim.Örnekleri çoğaltabileceğimden eminim.

Birileri namusum üzerine yemin edecek,


Ölür müydün sanki sevsen beni.


Günlerdir doğru dürüst uyuyamıyorum.Ellerim parçalanıyor ne zaman yazmayı denesem.Ağzım artık daha bozuk.
Her tarafta pis bir koku;nefes alamıyorum.
Çok bekledim seni.Her halimle,her yerimle bekledim.
Yetkiler verdim kendime;tuttum seni affettim.
Aramanı bile bekledim bazen.Ağır küfürlerle örtbas ettim sonra aramayışlarını.Bunca zaman aramayışlarını biriktirdim.
Seni bekledim ben çünkü
Seni bekledim.
İçtim..içtim..içtim...
kustum…
En çok giderken bıraktığın kelimeleri kustum.Sanat filan dedi bazısı o kelimelere bazısı bunlardan bi bok olmaz dedi.
Senin önemsediğin kadar önemsemedim ben o kelimeleri,senin danışma gruplarının önemsediği kadar önemsemedim.
Kustum..kustum..kustum.
İçtim.

Ellerimle yaptığım cam evim kırılacak,


Ölür müydün sanki sevsen beni.


içimden geç
içimi sil
artık özlemek istemiyorum.


Neye el atsam piç ediyorum.
Yine de fiyakalı durumlar peşindeyim hep.
En sert içkileri kaçırıyorum soluk boruma bilerek.Her yıl ilkokula başlıyorum.Her gün yeni bir krallık kurup öldürüyorum kralını gece yarısına doğru.
Uzatmaya gerek yok;sen olmayınca yapamıyorum.

Yokluğun gümüş tepside intihar sunacak,


Ölür müydün sanki sevsen beni…..

aşık olmadan önce çoook düşün!!!

ıÜüEvinin seni içine sigdiramayacak kadar dar oldugunu fark edeceksin...

Sokaga firlayacaksin... Sokaklar da dar gelecek... Tipki vücudunun yüregine

dar geldigi gibi...

Ne denizin mavisi açacak içini, ne piril piril gökyüzü...

Kendini tasiyamayacak kadar çok büyüyecek, bir yandan da kaybolacak kadar

küçüleceksin...

Birileri sana bir seyler anlatacak durmadan...

"Önemli olan saglik."

"Yasamak güzel."

"Bos ver, her sey unutulur."

Sen hiçbirini duymayacaksin...

Göz yaslarindan etrafi göremez hale geleceksin...

Ondan ölmesini isteyecek kadar nefret edecek, az sonra kollarinda ölmek

isteyecek kadar çok seveceksin...

Hep ondan bahsetmek isteyeceksin...

"Ölüme çare bulundu" ya da

"Yarin kiyamet kopacakmis" deseler basini

kaldirip Ne dedin?" diye sormayacaksin...

Yalniz kalmak isteyeceksin..

Hem de kalabaliklarin arasinda kaybolmak...

Ikisi de yetmeyecek...

Geçmişi düşüneceksin...

Neredeyse dakika dakika... Ama kötüleri atlayarak...

Onunla geçtigin yerlerden geçmek isteyeceksin... Gittigin yerlere gitmek...

Bu sana hiç iyi gelmeyecek...Ama bile bile yapacaksin...

Biri sana içindeki aciyi söküp atabilecegini söylese,kaçacaksin...

Aslinda kurtulmak istedigin halde, o aciyi yasamak için direneceksin...

Hayatinin geri kalanini onu düsünerek geçirmek isteyeceksin....

Aksini iddia edenlerden nefret edeceksin...

Herkesi ona benzetip... Kimseyi onun yerine koyamayacaksin...

Hiçbir sey oyalamayacak seni...Ilaçlara siginacaksin...

Birkaç saat kafani bulandiran ama asla onu unutturmayan.

Sadece bir müddet buzlu camin arkasindan seyrettiren...

Bütün sarkilar sizin için yazilmis gibi gelecek... Bogazin dügümlenecek,

dinleyemeyeceksin...

Uyumak zor, uyanmak kolay olacak...

Sabahi iple çekeceksin...

Bazen de "Hiç günes dogmasa" diyeceksin...

Ne geceler rahatlatacak seni ne gündüzler...

Ölmeyi isteyip, ölemeyeceksin...

December 29

burçlarımızın özellikleri

diplomatik - agir basli - kararini cabuk degistiren
- romantik - sosyal - saf/baskalarinin sozune uyan
- tatli - baris saglayan - gercek bir flirt


- pratik - azimli - disiplinli
- sabirli - dikkatli - komik
- paranoyak

azimli - duygusal - guclu
- enteresan - kiskanc - gizemli

sicak kanli - durust - sadik
- orijinal - yetenekli - duygusuz
- tek basina hareket etmeyi sever

ozgurlugu sever - komik - durust
- dobra - konuskan - dikkatsiz
- batil inanclara inanir

hayal gucu guclu - duygusal - iyi niyetli
- saf - sempatik - gizemli

cilgin - enerjetik - gururlu
- kendine guveni var - dinamik - bencil
- sabirsiz - egoist

sabirli - guvenilir - sicak kanli
- iyi niyetli - azimli - kiskanc
- sevdigine sahiplenir

bulundugu ortama ayak uydurur
- konuskan - dinamik - ruhu daima gencdir
- korkak - tatli

bonker - sicak kanli - yetenekli
- sempatik - sadik - sabirsiz
- herseye karisir

duygusal - sicak kanli - konuskan
- dikkatli - morali cabuk degisen
- sevdigine sahiplenir - sempatik

utangac - sadik - pratik
- zeki - herseyi kafasina takar
- her zaman herseyin en iyisini ister




başarının sırları....

  • Belirli zaman aralıklarında belli hedeflere varmaya çalışın. Meselâ elinize aldığınız yüz sayfalık bir kitabu, o gün yatmadan bitirmek gibi.. veya 12 ciltlik temel bir eseri, herbir cildini bir ayda bitirerek bir yılda okumak gibi...
  • Lüzumsuz sohbetlerden kaçının
  • Her gece o günün değerlendirmesini yapın...
  • Meşguliyet değiştirerek dinlenin.. “ Bir işi bitirdiğinde başka bir işe başla ve yorul..” (inşirah.7) ayetindeki ilâhi mesaja kulak verin... gerçek istirahati kabre bırakın..!
  • Batan güneş için ağlamayın.. yeniden doğduğunda ne yapacağınıza karar verin...
  • Denemeden bilemezsiniz..!
  • Hayattaki engeller aşılmak içindir.. takılmak için değil...
  • Bir kapıyı vurmazsanız kapı açılmaz...
  • Şevksiz insan, benzini bitmiş arabaya benzer.. hareket etmeye bile üşenerek canlı cenazeye döner...
  • Başarılı olabilmek için, konunuzla ilgili çalışmaları yakından takip edin..
  • Başarılı insanlarla görüşün.
  • Kafanızı sakin tutun.
  • Derdi hissi hale sokmamalısınız.. unutmayın yiğit düştüğü yerden kalkar.. kendinize acımayın..
  • Problemleri dert etmeyin. Problemi değil, çözümü düşünün.
  • Hiçbir başarı yoktur ki bir çalışmanın ve beklemenin sonucu olmasın.. beklemek önemlidir..
  • Kuvvetle istemelisiniz..
  • Ulaşılabilir bir hedefiniz olmalı..
  • Umudunuzu kaybetmemelisiniz.
  • Bir defa gayretle netice alacağınızı sanmayın. Kale kapısı bir defada açılmaz unutmayın..!
  • Sabırlı ve kararlı olmalısınız
  • Güzel bir ahlak herşeyi olumlu düşünmeye vesiledir.
  • Yeteneklerinizin neler olduğunu keşfetmelisiniz. Her insana farklı kabiliyetler verilmiştir.
  • Hergün yarım gün çalışın..
  • Tedbirli olun ama korkak olmayın. İnsan yönetimini bilin..
  • Düşmanlarınızı düşünerek vakit harcamayın..
  • Doğru, samimi, neşeli ruh halinizi koruyun..
Kalbiniz nasılsa öyle olursunuz.

aşkın kuralları

  • Umumi Hükümler
    Madde 1- Herkes aşık olabilir.
    Madde 2- Hiç kimsenin aşkına mani olunamaz.
    Madde 3- İyiyi kötüyü ayıramayan kimse aşık olamaz.
    Madde 4- Aşık sevgilisini kendini sevmeye zorlayamaz.
    Madde 5- Aşık olduğunu iddia eden kimse bunu ispata mecburdur.
    Madde 6- Aşkın karşılıklı olması şart değildir.

  • II- İlan-ı Aşk
    Madde 7- İlan-ı aşk, tek taraflı yönetilmesi gerekli bir irade beyanıdır. Bu ilan bir şekli mahsusa tabi değildir.
    Madde 8- İlan-ı aşk, yazılı şekilde olursa buna 'Aşk Mektubu' denir.
    Madde 9- İmzasız aşk mektupları hiçbir hüküm ifade etmez. Meğer ki muhtevası yazarının hüviyetini sevgiliye haber vere.
    Madde 10- Aşk ilan-ı sarih (belirgin) olabileceği gibi zimni de olabilir.
    Madde 11- Aşk mektubunun yırtılarak mursile(gönderene) iadesi sarih bir red veye yeni bir icaba davet mahiyetindedir.
    Madde 12- Sarih veya zimmen reddedilmemiş bir icaba mahiyetindedir.

  • III- Aşk Birliği
    Madde 13- Tarafların karşılıklı olarak ilan-ı aşk etmeleriyle 'aşk akdi' doğar.
    Madde 14- Birliğin devamı ve sariyeti için sevgililer hüsnüniyetle her çareye başvurabilir.
    Madde 15- Bu maddelerin uygulanmasında A.K'nın 2.madesi kıyasen tatbik edilir.

  • IV- Birliğin Sona Ermesi
    Madde 16- Taraflardan biri, diğerinin aşkını istismar ederse kusursuz taraf, birliği her zaman ve tek taraflı bir irade beyanı ile feshedebilir.
    Madde 17- Aşıklardan birinin ölümü, ihaneti, yeni bir aşk birliği kurması gibi hallerin her birinin vukuunda birlik kendiliğinden fesih olur.
    Madde 18- Taraflar karşılıklı olarak anlaşaraktan birliği feshedebilirler.
    Madde 19- Bir maşuk aynı zamanda bir kaç aşığı idare ediyorsa 'hüsnüniyet' iddiasında bulunamaz.

  • V- Sona Ermenin Neticeleri
    Madde 20- Birlik taraflardan birinin ölümü ile sona erirse, diğer taraf sevmekte devam edebilir.
    Madde 21- Bir tarafın ihaneti halinde, kusursuz taraf, örf ve adete göre dilediği müeyyideyi tatbik etmekte serbesttir.
    Madde 22- Bu kanunda, hakkında hüküm bulunmayan meselelerde örf ve adet, o dahi yoksa, Aşkın Kanunu'nun umumi hükümleri tatbik olunur.
  • December 28

    anne güvercin...

    Güzel bir yaz günüydü. Batur elinde sapan evlerinin yakınındaki ağaçlıkta kuş avına çıkmıştı. Gözleri radar gibi dikkatle çevreyi tarıyordu. Birden arkasında bir ses duydu: ’Vurma kuşları.’ Döndü, baktı. Seslenen yabancı değildi. Mahalle arkadaşı Sarper’di: “ Ne istersin şu küçük yaratıklardan bilmem ki? Ne zararı var onların sana? Bırak ötsünler, uçsunlar, kanat çırpsınlar. “ Batur: “ Sarper yine mi sen? Bu kaçıncı? İşime karışma demedim mi ben sana? Bak kuşları ürküttün, kaçıp gittiler. Kuş vurmak yasak mı yani? “ Sarper: “ Yasak tabii. Şu sıralar kuş yavrularının büyüme zamanı. Batur: “ Amma yaptın ha.. Yasakmış.. Yasaksa yasak. Kim bilecek benim kuş vurduğumu? Çevrede bir yığın kuş var. Bir kuş vursam kuş kıtlığına kıran girmez ya, kuş nesli tükenmez ya. Bana bak Sarper, sen iyi bir arkadaşsın, fakat şu kuş işine karışma “ dedi ve ses çıkarmamaya dikkat ederek usul usul ilerlemeye başladı. Yirmi metre kadar gittikten sonra bir ağacın altında durdu. Sapanını yukarıya doğru kaldırdı. İyice nişan aldıktan sonra sapanındaki taşı fırlattı. Taş hedefini bulmuştu. Kuş yere düşerken aynı anda havalanan bir başka kuşun kanat sesleri duyuldu. Batur az ötesinde yere düşen kuşu aldı. Kuş can çekişmekteydi. Hemen kuşun kafasını kopardı. Kendisine doğru yürümekte olan Sarper’e dönerek: “ Nasıldım ama? Tek atışta hedef on ikiden. Tık kafa gitti. Tüylerini yoldum mu, küçük bir ateş yakarım. Cız bız. Sonra deyme keyfime “ dedi.

    Arkadaşının sözlerine aldırış etmemesine içerleyen Sarper: “ Ne desem, ne söylesem boşuna. Başkalarının senden daha iyi düşünebileceğini hiçbir zaman kabul etmezsin zaten. Vurduğun bir yabani güvercin yavrusu. Yirmi gram et ya çıkar, ya çıkmaz. Hem düşünmediğin bir şey var. Bu yere düşerken kanat sesleri duymuştuk. Herhalde anne güvercindi uçan. Yabani güvercinler bildiğim kadarıyla kin tutarlar. Yavrusunu vurmakla hiç iyi yapmadın “ dedikten sonra geriye dönerek hızlı adımlarla oradan uzaklaştı. Batur daha sonra ağaçlığın kenarında küçük bir ateş yaktı. Buraya gelirken yavru güvercinin tüylerini yolmuş ve iç organlarını temizlemişti. Kuşu pişirmeye başladı. Fakat arka tarafındaki ağaçlardan birinde üzgün ve yaşlı bir çift gözün kendisini izlediğinin farkında bile değildi.

    Anne güvercin bir taraftan yavrusunu vuran çocuğu seyrederken, bir taraftan da düşünüyordu: “ Aslında elinde bir çocuğun bize doğru yaklaştığını görmesek, duymasak bile hissederiz. Fakat biz kuşlar, ağaç dalları üzerinde otururken dalar gideriz. Geçmişi düşünürüz. Hatıralar gözlerimiz önünde canlanır. Doğrularımız, yanlışlarımız aklımıza gelir. Çoğu zaman da hayaller kurarız. Bunlar genellikle tadını damağımızda hissedeceğimiz hayallerdir. Yani gerçek olmasını istediğimiz. İşte bu gibi durumlarda bir sapanın veya bir tüfeğin bize doğru nişanlandığını görmemiz yahut yaklaşan birinin hışırtısını, ayak seslerini duymamız mümkün değildir. Biricik yavruma uçmayı öğretiyordum. Yavrum çok yorulmuştu. Bir ağacın dalına konduk, dinleniyorduk. Etraftaki ağaçlar kuş doluydu ve sanırım çoğu da benim gibi hayallere dalmıştı. Küt diye bir ses duydum ve yavrumun feryadı ile kendime geldim. Baktım yavrum vurulmuş düşüyordu. Kanatlarımı çırptım ve uçtum. Havada geniş bir daire çizdikten sonra olayın olduğu yere döndüm. Çevrede kuş yoktu, hepsi kaçıp gitmişlerdi. Olayın nasıl olduğunu kuşlardan sorar, öğrenirim. Neyse bırakayım şimdi bunları düşünmeyi. Yavrumu vuran çocuk kalktı, gidiyor. Gözden kaybetmeden takip edeyim şunu. Evinin nerede olduğunu öğrenirim hiç olmazsa. “

    Batur yolda gördüğü bir arkadaşıyla konuştuktan sonra oturdukları apartmanın kapısından içeriye girdi. Oturdukları daire 4. kattaydı. Anne güvercin karşı sokaktaki bir apartmanın çatısında saatlerce bekledi. Akşam olunca odaların, salonların ışıkları yanmaya başladı. Yavrusunu vuran çocuğun girdiği binanın oda ve salonlarını kontrol etmeye başladı. Örtülmeyen veya aralık bırakılan perdelerin arkasından içeri bakıyordu. 4. kattaki balkonun korkuluk demirlerinin üzerine kondu. Şöyle bir etrafına bakındı, bir tehlike var mı diye. Sonra ağır ağır başını pencere tarafına doğru çevirdi. Perdesi kapatılmamış pencereden içerisi rahatlıkla görünüyordu. Ve onu gördü…tam karşıda oturmuş, yanındaki birkaç kişiye bir şeyler anlatıyordu. El-kol hareketleri yapıyor, kahkahalarla gülüyor, etrafındakileri güldürüyordu. Onun son derece neşeli hali içini sızlattı. Bu sahneyi daha fazla görmeye dayanamadı, kanatlarını çırptı ve simsiyah gökyüzüne doğru uçup gitti. Daha sonraki günlerde Batur evlerinin yakınındaki ağaçlıkta sık sık kuş avına çıktı. Fakat hayret!..Her zaman pek çok kuşun bulunduğu bu ağaçlıkta bir tek kuşa rastlayamıyordu.

    Batur, yine bir gün elinde sapanıyla buraya geldi. Çevreden çıt çıkmıyordu, etrafta hiç kuş yoktu. Tam yavru güvercini vurduğu ağacın altına gelmişti ki, aniden kanat sesleri duydu. Şaşırmıştı. Üzerine doğru dalışa geçen kuşu son anda fark etti. Elleriyle yüzünü kapatması onu yaralanmaktan kurtardı. Kuş çığlıklar atarak hemen ikinci defa saldırıya geçti. Bu saldırı birincisinden çok daha şiddetli oldu. Kuşun kanat vuruşları birer tokat gibi yüzüne gelen Batur, sırtüstü yere yuvarlanırken eliyle kuşa sert bir darbe indirdi. Kuşun ilerdeki çalılıkların arasına düştüğünü gören Batur, arkasına bile bakmadan kaçıp gitti. Batur o gece hiç uyuyamadı. Yatağında devamlı olarak bir o yana, bir bu yana döndü, durdu. Sabaha karşı şafak sökerken o kuşun kim olduğunu ve kendisine neden saldırdığını anlamıştı. O kuş, birkaç gün önce vurduğu yavru güvercini annesiydi. Demek ki anne güvercin yavrusunu vuranı unutmamış, devamlı olarak takip etmişti. Kuş vurmak için ağaçlığa gelirken orada bulunan kuşların kaçıp gitmesini sağlamıştı. Bu birkaç gündür ağaçlıkta hiç kuş görememesinin nedenini ortaya çıkarıyordu. Korkunç bir takip altındaydı. Eğer kuş vurmaya devam ederse anne güvercinin felaketine neden olacağını anladı. Zararın neresinden dönülürse kardı. Bir daha kuş avına çıkmazsam anne güvercin belki peşimi bırakır diye düşündü. Zaten sapanını anne güvercin ile boğuşurken düşürmüştü. Bundan sonra kuş vurmayacağına söz verdi.

    Anne güvercin ise, Batur ile yaptığı mücadeleden sonra yerde bulduğu sapanı gagasının arasına kıstırıp uçup gitmiş, uzaklara, çok uzaklara, kimsenin onu bulup bir daha kuş vurmasına imkan bulamayacağı kadar uzaklara giderek oralarda bulduğu bir çukura sapanı atmış ve üzerine toprak, yaprak ne bulduysa doldurarak gömmüştü. Anne güvercin daha sonraki günlerde ağaçlığın kenarında nöbet tutmaya devam etti. Birisi buraya gelmeye kalksa hemen ağaçlar üzerinde dinlenen, uyuklayan veya hayal kurmakta olan kuşları uyaracak ve bu ağaçlıkta kimsenin kuş vurmasına izin vermeyecekti. Böylece aradan haftalar geçti. Sonbaharın gelmesiyle havalar soğumaya başladı. Bütün göçmen kuşlar gibi anne güvercin de grubuyla birlikte kışı geçirmek için sıcak ülkelere göç etti. Ertesi yıl nisan ayında anne güvercin grubuyla birlikte tekrar bu ağaçlığa geldi. Günler çok sakin ve olaysız geçiyordu. Anne güvercin fırsattan istifade ederek üç tane yumurta yumurtladı. Bu yumurtaların üzerinde günlerce kuluçkaya yattı. Sonunda yumurtalar çatladı ve üç tane minimini yavru sahibi oldu. Yaz mevsimi boyunca yavrularını büyüttü, onlara uçmayı öğretti. Hayatta kendilerine yönelebilecek tehlikelere karşı daima uyanık durumda bulunmayı öğütledi. Batur verdiği sözü tuttu. Bir daha onu kuş vururken gören olmadı.

    benim sevdam

    masum sevda

    En masum sevdasındasın gözlerimin
    Silik,sancılı, ıslak
    Uzanır ellerim hayallere
    Yer açıp gözlerime giderim.
    O kadar delikanlı ki
    O kadar babayiğit ki yalnızlık,
    Heybeti gölgesinden belli.
    Gözlerimden geçer bütün an
    Ve dakikalar, seninle yaşanan.
    Elindeki çiçeğin,gülüşün,
    Yürürken ansızın dönüşün..
    Bir tek gözlerinle buluşmaz gözlerim.
    Bilir çaresizliğini
    Hayal dahi olsa
    Yalnızlıkta da arasa seni
    Yetişmez gözlerim bu yağmurlu günde sana.
    Damlacıkların cama vuruşları
    O kadar güzel ki…
    O kadar derin ki içimin ürperişi
    Kırpamıyorum sensiz kalan gözlerimi.
    Biliyorum,kırparsam yaş akacak
    Oysa saatlerdir ağlıyor zaten
    Benim yerime gökyüzü
    Hem gözlerim o kadar alışkın ki
    Bu sancıya , bu acıya,
    Bırak,
    Ben seninle kalayım,
    Gözlerim yağmurlarla…

    December 27

    bizde ders alırmıyız?? dersiniz

    Kıssadan Hisseler

    Sokrat Ölüme mahkum edildiğinde, eşi:
    - Haksız yere öldürülüyorsun, diye ağlamaya
    başlayınca, Sokrat:
    - Ne yani, demiş. Birde haklı yere mi
    öldürülseydim!
    ----------------
    Dünya nimetlerine ehemmiyet vermeyen yaşayış ve
    felsefesiyle ünlü filozof Diyojen, bir gün çok dar bir sokakta
    zenginliğinden başka hiçbir şeyi olmayan kibirli bir adamla
    karşılaşır. İkisinden biri kenara çekilmedikçe geçmek mümkün değildir...
    Mağrur zengin, hor gördüğü filozofa: "Ben bir serserinin önünden kenara
    çekilmem" der. Diyojen, kenara çekilerek gayet sakin şu karşılığı verir:
    - Ben çekilirim!!
    ----------------
    Bir şemsiye tamircisi, yazmış olduğu şiirleri
    incelemesi için
    Sheaksper'a gönderdiğinde, ünlü yazarın cevabı şu olur:
    - Dostum siz şemsiye yapın, hep şemsiye yapın,
    sadece şemsiye yapın..
    ----------------
    Meşhur bir filozofa:
    - Servet ayaklarınızın altında olduğu halde neden
    bu kadar fakirsiniz, diye sorulduğunda:
    - Ona ulaşmak için eğilmek lazım da ondan, demiş.
    ----------------
    Dostlarında biri, Fransız kralı 15. Lui' ye:
    - Majesteleri, demiş. Akıl vergisi almayı hiç
    düşündünüz mü? Hiç
    kimse budalalığı kabul etmeyeceğine göre, herkes böyle
    bir vergiyi seve seve öder.
    Kral, alaylı alaylı gülerek:
    - Hakikatten enteresan bir fikir, cevabını vermiş.
    Bu buluşunuza karşılık,sizi akıl vergisinden muaf tutuyorum.
    ----------------

    herşeyden önce istemek gerçekten istemek gerekir ve sonunda herkes emeğinin karşılığını alır

    Ahmet 18 yasinda evin tek oglu olan bir gençti. Kahverengi saçli, zeyti gibi siyah gözlü, orta boyluydu. Arkadaslari tarafindan çok sevilirdi. Yakisikli oldugu halde hiçbir zaman arkadaslarina hava atmaz çok kiz pesinden kostugu halde hiçbirine yüz vermezdi. Çünkü onun çok degerli zamani vardi. Kizlarla gezip tozmayi her zaman yapabilirdi.
    Aksam erkenden yatmaya gitti. Bu saatte yatmaya alismak için bir hafta boyunca bu saate yatmaya dikkat etmisti. Ama yine de uyuyamiyordu bir türlü. Bu kadar süre boyunca çalismis, her türlü fedakarligi yapmisti. Yalniz kendisi degil ailece büyük fedakarliklar yapmislardi. Babasi iki yil boyunca dershaneye göndermis annesi istedigi her seyi yapmisti Ahmet için. Hatta bir keresinde babasindan israrla istedigi bilgisayari babasi almayinca annesi onlardan habersiz biriktirdigi parasiyla istedigi bilgisayarin bir üst modelini almisti. Ne kadar sevinmisti o zaman. Annesine siki siki sarilip kulagina bunun karsiligini ödeyecegim diye fisildamisti. Tabi ki babasina da büyük bir tesekkür borçluydu. Herkesin babasi göndermazdi öyle iki sene üst üste dershaneye.
    Tam anlamiyla çalismaya baslayali iki sene olmustu bu büyük sinava. Iyi de çalismisti. En azindan kendisi öyle düsünüyordu. Hafta sonlari normal derslere giriyordu dershanede. Hafta içi etütleri de sayarsak toplam 50 saat ders yapiyordu. Bu, haftada 50 saatin amaci 3 saatlik derste basarili olabilmekti. Ya da hayatini garantiye almak. Ona ne denirse iste. Ama sinavda basarili olmakla bitmiyordu is. Kazandigin üniversiteyi basariyla bitirmesi gerekiyordu ki is bulabilsin. Yoksa üniversite bittiginde de is bulabilmek için müthis bir çaba gerekiyordu. Istedigin meslek özel alnda ise mutlaka yüksek bir mevkide tanidigin olmaliydi. Torpilsiz kolay kolay ise almazlardi adami. Senin üniversite mezunu olman bir sey degistirmezdi. Sen buraya kadar gelmek için ne kadar emek verdin, ne kadar çalistin hiç ama hiç önemli degildi. Adam kendi isine bakiyordu. Ama is bulamayanda yok degildi ya. Tabi ki vardi. Ahmet de bunlardan biri olmak istiyordu. Ama meslegin özel alanda ise yine tehlike vardi. Sürekli isten çikarilma korkusuyla yani diken üstünde yasayacaktin.
    Hayat zordu be. Bu öss de bir sey miydi? Sadece büyük bir zincirin halkalarindan biriydi. Bunun ötesinde daha ne kadar zorluklar vardi. Diyelim ki öss yi kazanmis, üniversiteyi bitirmis ve ise baslamisti Ahmet. Simdiki derdi hoslandigi kizla evlenmekti. Bunun için maddi, manevi birikime ihtiyaci vardi Ahmet in. Her seyin zor oldugu bu devirde öyle kolay kolay kiz verecek degillerdi ya. Hadi evlendi diyelim, bu seferde çocuk derdi olacakti. Hadi küçükken fazla yük olmazdi ama büyüdükçe masrafi da artacakti. Birde yaslilik derdi vardi. Yaslandiginda kimseye muhtaç kalmak istemiyorsan kenarda iyi bir birikimin olmaliydi. Yoksa muhtaç kalmaktan da kötü bir durumda kalabilirdin.
    Ama Ahmet daha bunlari düsünecek kadar büyümemisti. Onun simdilik bir tek amaci vardi. Öss.
    Deneme sinavlarinda bugüne kadar genellikle iyi sonuçlar almisti. Kötü sonuçlar aldiginda hiçbir zaman karamsarliga düsmemis daha çok çalisip hatalarini düzeltmeyle ugrasmisti. Çok fedakarlik yapmisti. Sevdigi her seyden. Sevdigi kizdan, sevdigi dizilerden, futbol oynamaktan... Her seyden. Tüm bunlari düsünürken nihayet uyuyakalmisti. Çok güzel bir rüya görüyordu. Sinavdan yasasin baba diyerek çikiyordu. Amacima ulastim diye eviniyordu ki uyandi. Biraz hayal kirikligina ugradi. Kendine gelince saate bakti ve sasirdi. Her sey bitmisti. Tüm o emekler, fedakarliklar her sey. Annesine çigliklarla seslendi. Böyle bir günde nasil uyuyakalmislardi. Annesi kalkti ve heyecanla saatine bakti. " Ne oldu oglum" dedi. " Bu saatte niye uyandirdin" . Ahmet hemen saatine bakti ve içini büyük bir rahatlik kapladi. Birden her seyin bittigini sanmisti. O heyecanla saatin akreple yelkovan ibresini sasirmismisti. Biraz daha oyalandiktan sonra banyosunu yapti. Kahvaltisini da yaptiktan sonra gerekli kagitlari alip annesiyle kucaklasti ve babasiyla birlikte sinav yeri olan Marmara Üniversite si Iletisim Fakültesi nin yolunu tuttu. Sinava yarim saat varken sinav yerinin ordaydilar. Babasi basarilar diledikten sonra sinav salonuna gitti. Çok heyecanliydi. Bildigi bütün dualari okudu ve sinav basladi. Sinavdan çiktigi zaman sevinçle babasini buldu. Sinavi çok iyi geçtigini ve büyük bir aksilik olmazsa sinavi kazanacagini babasina söyledi.
    Sinavdan bir buçuk ay sonraydi. Yarin sonuçlar internet üzerinden açiklanacakti. Aksam geç saatte yattigi halde uyuyamadi Ahmet. Sabah erkenden bilgisayari açti ve MEB in internet sayfasina girdi. Heyecandan kalbi firlayacakti. Kimlik numarasini girdi. Iste en zor an gelmisti. Saniyeler geçmek bilmiyordu. Acaba kazanabilecekmiydi. Bunca yil sinava hazirlanmis, sinava girmis ve bitirmisti. Simdi ise sonuçlari bekliyordu. Ne zor seymis bu beklemek diye düsünüyordu. Halbuki hayatta ne kadar çok bekleyecekti bazi seyler için. Ve nihayet sonuçlar ekranda belirdi. Evet olmustu iste. Kazanmisti. Annesine, babasina seslendi. Kazandim, kazandim diye bagiriyordu. Evet kazanmisti. O alsam kazanmanin serefine ailece yemege gittiler.
    Hayat yolunda önemli bir adim atmisti Ahmet. Simdilik ileriye daha iyimser bakabilecekti. Keske herkes Ahmet gibi olabilseydi keske. Ama çok az kisi hayat yolunda bu önemli adimi atabiliyordu. Simdi Ahmet için hiçbir sey bitmemis aksine her sey yeni basliyordu

    önce inan...

    Çoook çok eskiden, yeşil bir vadinin içinde
    bir ırmak kıyısında kurulu bir köy varmış,
    taa dünyanın öbür ucunda.
    Çok eski dedik ya,
    o zamanlar gündüzleri pek güneşli geçermiş,
    yağmur yağmadıkça.
    Geceleri hep yıldızlı olurmuş, bulutlar olmadıkça.
    Köy sakinleri tarımla uğraşırlarmış,
    hayvanlar avlarlarmış, uçsuz bucaksız arazilerinden.
    Sularını, kaynağı çok uzakta olan köylerinin içinden geçen,
    ırmaktan alırlarmış.
    Köyde herkes birbirini sever, sayarmış.
    Köyde bir tek kişinin kalbinde öyle büyük bir sevgi
    varmış ki, bütün köyünküne bedelmiş.
    Dolun'un İntera'ya olan aşkıymış bu.
    Kız, Dolun'u bilirmiş de tanımazmış yakından.
    Dolun dayanamamış, bir gün gitmiş kızın yanına,
    sormuş İntera'ya onunla evlenip evlenmeyeceğini.
    İntera demiş ki Dolun'a: "Evlenirim evlenmeye ama
    benim isteyenim çoktur, her gelen kişiden
    aynı şeyi ister benim babam. Ancak babamın
    bu isteğini yerine getiren benimle evlenir."
    Dolun şaşırmış. "Sensin benim kalbimin sahibi."
    diyerek başlamış sözüne "Senin dileğin benim için bir
    emirdir, söyle isteğini hemen yapayım." demiş aşkına.
    İntera demiş ki; "Bir çiçek vardır;
    yaprakları gümüşten tomurcukları elmastan,
    onu ister babam, benle evlenmek isteyenden".
    Dolun, "Bekle beni" demiş İntera'ya,"Hemen
    gidip getireyim o çiçeği ama nerededir yeri?"
    İntera parmağıyla göstermiş akan ırmağı;
    "işte bu ırmağın kaynağındadır der babam,
    kırk gün yürümek gerekirmiş oraya varmak için
    ama bir giden bir daha gelmedi şimdiye dek çünkü
    oralar büyülüymüş derler, giden geri gelmezmiş
    çünkü, buralardan çok daha güzelmiş oralar."
    Dolun; "Senden daha güzel ne olabilir ki,
    bu dünyada?" demiş İntera'ya "Döneceğim o çiçekle,
    döneceğim çünkü; seviyorum seni çünkü; sensiz
    anlamı olmaz benim için o güzelliğin."
    Dolun çıkmış yola sonra.
    Kırk gün yürümüş ırmağın yanından. Hep
    ne kadar sevdiğini düşünmüş İntera'yı yol boyunca.
    Aklındaki İntera'ymış, tek amacı ise; o çiçek.
    Kırkıncı gün kalkmış Dolun sabah erkenden,
    yüzünü yıkamış ırmaktan,
    anlamış çok yaklaştığını kaynağına
    ırmağın suyunun serinliğinden.
    Devam etmiş yoluna sonra. Biraz sonra varmış
    kaynağa, bütün yeşilliklerle çevrili bir göl varmış
    kaynakta, gölün ortasında bir adacık,
    adacığın üstünde de o çiçek duruyormuş.
    Anlamış İntera'nın anlattığı çiçek olduğunu, güzelliğinden.
    Yüzmeye başlamış adaya doğru hemen.
    Adaya çıkınca karşısında bir adam belirmiş Dolun'un.
    Adam Dolun'a; "Her gülün bir dikeni, koruyucusu
    olduğu gibi, bende bu çiçeğin koruyucusuyum, eğer
    almaya geldiysen; ben Salut, izin vermem buna" demiş.
    Dolun şaşkın ve de kararlı bir tonla
    "Ben o çiçeği alacağım sonra aşkıma kavuşacağım."
    demiş. "Hiç bir şey beni kararımdan çeviremez."
    "O zaman beni biraz dinleyeceksin" demiş Salut...
    "Sana neden koparmaman gerektiğini anlatacağım
    eğer, hâlâ ikna olmazsan o zaman izin veririm
    almana." Dolun ikna olmuş ve çökmüş
    yoncaların üstüne, başlamış dinlemeye...
    "Eğer, bir şeyi çok fazla istersen
    ve engelin yoksa önünde onu alırsın.
    Hayat da böyledir, insan engelleri aşarsa
    yaşamına devam edebilir. Bu çiçek de
    sadece yaşam için bir şeyler yapacaksan

    y1pA4KQM6SoI9xGtUxelIPMYzqSW9dFCKPjDF-KhQIcJeeVvCMg_EPXfwHsLA7UBRPS3MZSkKdBr4A

    aha

     

    Alıntı

    aha
       

    sevgili

    Sevgili, eksilmeden paylaşılan ömür olmalı

    Sevgili, kan-ter içinde uyandığın kabus sonrası

    Başucunda bulduğun bir bardak su olmalı.

    Sevgili, ateşlenmiş başında ıslak tülbent olmalı.

    Sevgili, gecenin beşiğinde uyuttuğun masal olmalı

    Sevgili, uykusuzluğun en güzel sebebi,

    Yanında uzanmış melek,her gece yatağında yangın olmalı

    Sevgili,”günaydın” ve “iyi geceler” sözcüklerinin

    Arasındaki hasret olmalı

    Sevgili,her gün yeniden çözdüğün bilmece olmalı

    Sevgili, kara günde kara zeytine

    Kara gözlerinin akını akıtıp bal yapmalı

    Sevgili,hem öfkenin fırtınalı denizi hem limanı olmalı

    Sevgiyi beslemeli öfkeyi unutmalı.

    Sevgili, muhabbette en güzel söz

    Kavgada suskunluğun olmalı

    Sevgili,ölçülemez sevginin derinliği olmalı

    Sevgili, yüreğinin mahzeninde yıllanmış şarap olmalı

    Sevgili,aşkla düellonda boş silahın olmalı

    Sevgili,acında gözünde ki yaş

    Sevincin de dudağında gülüş olmalı

    Sevgili,sinemada izlenememiş filmler sonrası

    Dudağında kalan tuzlu mısır tadındaki öpüş olmalı

    Sevgili, “kara sevda” derdinin muadilsiz ilacı olmalı

    Sevgili, aşkın sözlüğünde tek isim olmalı

    Sevgili, sevmese de futbolu “maç kaç kaç bitti?” diye sormalı

    Sevgili, en sevdiğin yemeği en güzel yapan aşçı olmalı

    Sevgili sofrandaki çorbanın tadı tuzu olmalı

    Sevgili, aşkın körlüğünde elindeki beyaz baston olmalı

    Sevgili, “gel” deyince kanat takmalı

    “Git” deyince gitmemeli kalmalı

    Sevgili, yalan dünyada yalansız cennet olmalı

    Sevgili, hem yüreğinin konuğu hem sahibi olmalı

    Sevgili, yanındayken zamanı durdurmalı

    Ve zaman durduğu yerde kımıldamadan su gibi akmalı

    Sevgili, kıskançlığın,bencilliğin,aptallığın olmalı

    Tüm kötü huyların onda anlam bulmalı


    Sevgili, sevginin hem yolu hem yoldaşı olmalı

    Sevgili, her gün yeni bir mısra yazdığın şiir olmalı

    Sevgili, ilkbaharda menekşe,yazın papatya

    Sonbaharda kasımpatı , kışın kardelen olmalı

    Sevgili her iklimde bahar olmalı

    Sevgili, haziran sıcağında buzlu çay

    Aralık ayazında boynunda ördüğü yeşil atkı olmalı

    Sevgili, dar’a gitmeden son sigaran olmalı

    Sevgili, son gününde elini tutmalı

    Son günüyse onla gitmek için dilinde ki dua olmalı

    Sevgili,biraz anne biraz kardeş biraz arkadaş

    Hepsinden birer parça ve hepsinden farklı bambaşka olmalı

    Sevgili, içinde taşıdığın onur,kolunda taşıdığın gurur olmalı

    Sevgili ,uğrunda her şeyden vazgeçeceğin vazgeçilmez olmalı.

    Ve insan sevdiğinin sevgilisi olmalı!..

    y1pA4KQM6SoI9ypfoyWY6zy2mJZuouQup2IRnwmIoehAcFxbiJ0JbBmwKifwwk63vPF4heO3g3U3_c

    keşke

    bundan daha guzelımı olur

    Bundan daha güzel söz mü olur?
    Merhaba demissin, o son mektubunda,
    Sen ki hal, hatir sorarsin da derdim mi kalir?
    Özledim demissin,
    o Son Mektubunda...

    ............Okurken mektubunu, küllenen anilari, yeniden yakmaz miyim?
    ............Dellenip te her bir satirinda, çildirmaz miyim?
    ............Döküp te gözyasi feryad - i figan, aglamaz miyim?
    ............Aglama kara gözlüm demissin,
    o Son Mektubunda...

    Sagligini düsün her seyden önce,
    Iyi bak kendine içme sakin her gece,
    Dost kalalim demissin artik seninle,
    Bilesin demissin,
    o Son Mektubunda...

    ............Sevgi denen sey, ne kadar degerliymis meger,
    ............Sayet, adam gibi sevip de, sevilirsen eger,
    ............Kim ne derse desin, bu sevda, ugrunda ölmeye deger,
    ............Deger demissin,
    o Son mektubunda...

    Çoktan terk ederdim, ben ki bu aski çoktan,
    Sen varsin diye caydim, bu son yolculuktan,
    Halin ne âlemde haber ver, ecel kapimi çalmadan,
    Haber ver demissin,
    o Son mektubunda...

    ............Yenmese derdimi, sana olan hasretim,
    ............Sayfa sayfa yazmaya yoktu asla niyetim,
    ............Yaz demissin kaleme, yaz ki bitsin derdin,
    ............Yazdim kara gözlüm demissin,
    o Son Mektubunda...

    Çikinca zarfin içinden, bir kenari yirtik o resmin,
    Bitti sanki o anda, çektigim onca kordan hasretin,
    Sen ki, bende delicesine esen, bir kavak yelisin,
    Bilirim demissin,
    o Son Mektubunda...

    ............Eser yine bir deli poyraz, basimda deli deli,
    ............Aklin dahi çözüp de, akil, sir erdiremedigi,
    ............Düstüm ardindan çöllere tipki, Mecnun misali,
    ............Bilmem mi ey yar demissin,
    o Son Mektubunda...

    Son satirinda yazar, 'fedakâr olsaydin keske'isil

    aşk

     

    Alıntı

    aşk
    y1p3_F1tEo4HiFxmmpKTa0elnD91P7AmAPI7ENc5gbWExqzlfyHBQn5zut_ahfIXh9H5ruQSFg3Znowdfwdyr7yg2y1p3_F1tEo4HiGstL9UvXkWdRPAqNiDeuibj6OB9o2x5g2LdWqMX_V2EvLnsipRTrCyeITdwCaw4T8

    tiamo

     

    Alıntı

    tiamo

    İŞTE HAYAT HİKAYEM

     

    Alıntı

    İŞTE HAYAT HİKAYEM

    İşte hayat hikayem...

    Bir ilkbahar sabahıydı.
    Güneş, pırıl pırıl altın ışıklarını
    yer yüzüne yolluyordu.
    Bu ışınları gören kozalardan
    o sabah beyaz bir kelebek çıktı.
    Çok büyük ve tül gibi ince
    bembeyaz kanatları vardı.
    Birden kendini bir bahçenin
    çiçekleri arasında buldu.
    Önce keşif uçuşuna çıkıp
    bahçeyi dolaştı.
    Sonra dinlenmek için
    kırmızı bir güle kondu.
    Dinlenirken, kanatlarını
    dikleştirip birleştirmisti.
    Etrafına baktı.
    Doyasıya yeşilliğe daldı
    saatlerce seyretti...
    Dinlenmişti.
    Şimdi dolaşma vaktiydi,
    yaşamalıydı, önünde uzun zamanı vardı.
    Ağaçlara uçtu. Çiçeklere kondu.
    Mutluydu, özgürdü.
    Herkes ona bakıp "ne güzel" diyordu.
    Akşama kadar çiçekten çiçeğe,
    daldan dala uçup durdu.
    Güneş batarken
    bir garip his kapladı içini,
    artık öğrenmişti.
    Sadece bir günlük olan ömrü bitmişti.
    Son bir kez etrafına baktı.
    Batan güneşe daldı.
    Ve bi daha hiiiiç uyanmadı...

    bizim aşkımız

    Binbir Gece Masallarini Bile Kiskandiran Bir Aşkti Bizimkisi ..
    İmkânsız bir aşkın öyküsü mü demeliyim buna,
    Yoksa sevmelerin ağır mahkemesinin cezası mı ..?
    En güzel aşk masallarını anlatırlardı hep bana
    Kıskanmazda değildim hani o aşkları,
    Bazen, bezende hayallere dalardım ara ara kendimce ..
    Uçuk, kaçık masumca hayallerdi onlar!
    Yani ne canımı acıtan türlerdendi, ne de öfke uyandıran ..
    ‘’ Acaba bir gün benimde gerçek aşkım olacak mı ki, kim bilir ne zaman çıkacak,
    hani şimdi yürüdüğüm yolda karşıma çıksa, gülen gözleriyle gözlerime baksa ve ben sana geldim dese ne güzel olurdu’’ derdim ..
    Bir gün o da oldu sonunda ..
    Ansızın yoluma çıkıverdi,
    Gülen gözleriyle inerek gözlerimin derinliklerine,
    ‘’Ben geldim sana’’ dedi ..
    Ben ise;
    ‘’Hoş geldin ey aşk hoş geldin ey gönlümdeki aşkın sahibi’’ dedim ..
    Bu nasıl bir aşktı ki, önümüze tabular çıkmasına rağmen her seferinde, aşkımız daha da derinleşip, kenetlendi birbirine ..
    Tüm aşk masallarını kıskandırırdı adeta …
    Binbir gece masallarında anlatılan o müthiş masalları bile ..
    Ama dedim ya ne derecede âşık olursak olalım,
    Aşkın bedelini bizde ödeyecektik mutlaka…
    Bundan kaçışımız da yoktu oysa!
    Âşık oluyorsak şayet;
    Onun dikenlerine de, gül kokusuna da katlanmamız, ve onun sunacağı her koşula da hazır olmamız gerek ..
    Biz de öyle yaptık ve …
    Sevmelerin en ağır mahkemesinin en büyük cezasıyla karşılaşarak,
    Nasibimizi sonunda almış olduk bizde ..
    Sonu olmayan bir aşkın kurbanıydık ikimizde ..
    Ve titreyen mısralarımın buram buram aşk kokan en büyük kahramanlar

    sevdim hemde çok sevdim

    BEN SENİ SEVDİMMİ

    FPRIVATE "TYPE=PICT;ALT=Photo Sharing and Video Hosting at Photobucket"

     

    Ben seni sevdim mi? Sevdim, kime ne
    Tuttum, ta içime oturttum seni
    Aldım, okşadım saçlarını, öptüm
    İçtim yudum yudum güzelliğini

    Ben seni sevdim mi? Sevdim elbette
    Bendeydi özlemlerin en korkuncu
    Çıldırırdım sen ne kadar uzaksan,
    Aşk değil, hiç doymayan bir şeydi bu

    Ben seni sevdim mi? Sevdim doğrusu
    Sevdikçe tamamlandım, bütünlendim
    Biri vardı ağlayan gecelerce
    Biri vardı sana tutkun; o bendim

    Ben seni sevdim mi? Sevdim en büyük
    En solmayan güller açtı içimde
    Ömrümü değerli kılan bir şeydin
    Sen benim boz bulanık gençliğimde

    Ben seni sevdim mi? Sevdim, öyle ya
    Bir çizgiye vardım seninle beraber
    Ve bir gün orada yitirdim seni
    Ben seni sevdim mi? Sevdim....

    ...

    Biliyor Musun?

    neler yaşatıyor yalanlar neler,
    herşey inançsızlığa gebe biliyor musun?
    inançsızlığın doğduğu gelecekler,
    vahşet ve kinle büyür biliyor musun?

    belki bir bebeğin gözyaşında,
    belki bir balığın son çırpınışında,
    belki umutların her yıkılışında,
    neleri kaybediyoruz biliyor musun?

    kayıp şehirlerin çıkmaz falına,
    kimse yetişmez ağlayanın imdadına,
    gerçekleri görüp hala inadına,
    kimlere bel bağlıyoruz biliyor musun?

    mavi düşlere dalıp bastığımız yeri,
    görmemişiz ve kimsenin de yok haberi,
    şu an seyret bütün ülkeleri,
    yardım edecek kimse yok biliyor musun?

    manevi boşluğa dalıp da herşeyi unutanı,
    kendini bırakıp da intihara koşanı,
    hatırlayıp da zamanın nasıl çıldırdığını,
    nasıl çıldırıyorum biliyor musun?

    bir yaprağın akıbeti bile rüzgarın yolunda,
    kabusa dönüşen uykuların sonunda,
    mehtabın üzerini sisler kapladığında,
    vampir ruhlu insanlar çıkıyor biliyor musun?

    akıbeti bozmaz sütü bozuk değilse,
    herşey düzelir sır kapısından girilse,
    kul yerine insanoğlu allah'a eğilse,
    sima ile kalp eşit olur biliyor musun

    0asistw2

     
    by 
    by 
    by 
    by 
    by 
    by